Connect with us

İncelemeler

10. Kalkınma Planı; Çevre Konuları (2014-2018)

Published

on

10. Kalkınma Planı; Çevre Konuları (2014-2018) 3.Plan Öncesi Dönemde Türkiye’de Ekonomik ve Sosyal Gelişmeler

  1. Ülkemizde başta iklim değişikliği olmak üzere, çevre sorunlarına duyarlı politikalar sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde yürütülmüş; kurumsal yapı, mevzuat ve standartlar geliştirilmiştir. Afet zararlarının en aza indirilmesi amacıyla kurumsal ve yasal düzenlemelerle kamuoyunda farkındalık oluşturulmasına önem verilmiştir. Yerleşim yerlerinin temiz ve sağlıklı hale gelmesi açısından kentsel altyapı yatırımlarına öncelik verilmiş, başta içme suyu ve atık su ile katı atık hizmetleri olmak üzere, nüfusun bu hizmetlere erişiminde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.
  1. Kalkınma hedeflerine tam olarak ulaşılabilmesi, kalkınmanın sürdürülebilir olması ve refahın yaygınlaştırılması, insanların bulundukları mekânlarda yaşam kalitesinin ve yaşanabilirlik standartlarının çevreye duyarlı bir şekilde yükseltilmesi halinde mümkün olacaktır. Bu çerçevede, şehirlerin ve kırsal alanların kendine özgü koşul ve niteliklerine göre, daha iyi iş fırsatlarını ve yaşam ortamlarını sunabilir hale gelmesi Onuncu Kalkınma Planının temel amaçları arasındadır. Bu doğrultuda, ülke genelinde sosyo-ekonomik uyumun güçlendirilmesi ve topyekûn kalkınmanın sağlanması için bölgesel gelişmişlik farkları azaltılacak, bölge ve şehirlerin potansiyelleri değerlendirilerek ve ekonomik tabanları genişletilerek rekabet güçleri geliştirilecektir. Yerleşimlerde temel yaşam kalitesi standartları oluşturulacak, düşük gelirli bölge ve şehirler başta olmak üzere ulaştırma, lojistik ve iletişim altyapısı iyileştirilerek piyasalara ve kamu hizmetlerine erişim kolaylaştırılacaktır. Gelişmiş bölge ve şehirlerin küresel ekonomiyle bütünleşmesi güçlendirilecektir.

Dokuzuncu Kalkınma Planı döneminde Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi (UKKS) çerçevesinde kırsal ekonominin güçlendirilmesine, insan kaynaklarının geliştirilmesi ve yoksulluğun azaltılmasına, yaşam kalitesinin artırılmasına, sürdürülebilir kaynak kullanımı ve çevrenin korunmasına ağırlık verilmiştir.

Onuncu Kalkınma Planı; yüksek, istikrarlı ve kapsayıcı ekonomik büyümenin yanı sıra hukukun üstünlüğü, bilgi toplumu, uluslararası rekabet gücü, insani gelişmişlik, çevrenin korunması ve kaynakların sürdürülebilir kullanımı gibi unsurları kapsayacak şekilde tasarlanmıştır. Planda, ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınma süreci bütüncül ve çok boyutlu bir bakış açısıyla ele alınmış, insan odaklı kalkınma anlayışı çerçevesinde katılımcı bir yaklaşım benimsenmiştir.

  1. “Nitelikli İnsan, Güçlü Toplum” başlığı altında insan için ve insanla beraber kalkınma yaklaşımının hayata geçirilmesi ve gelişmişliğin toplumun farklı kesimlerine yaygınlaştırılması amacıyla uygulanacak politikalara yer verilmektedir. “Yenilikçi Üretim, İstikrarlı Yüksek Büyüme” başlığı altında üretimde yapısal dönüşüme ve refah artışına yönelik hedef ve politikalar ele alınmaktadır. “Yaşanabilir Mekânlar, Sürdürülebilir Çevre” başlığı altında çevreye duyarlı yaklaşımların sosyal ve ekonomik faydalarının artırılması, insanımızın şehirlerde ve kırsal alanlarda yaşam kalitesinin sürdürülebilir bir şekilde yükseltilmesi ile bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması kapsamındaki hedef ve politikalara yer verilmektedir. “Kalkınma İçin Uluslararası İşbirliği” başlığı altında ise kalkınmanın dış dinamikleri ile ülkemizin ikili, bölgesel ve 3 Giriş çok taraflı ilişkilerindeki temel öncelikler ve politikalar ele alınmaktadır.
  1. Önümüzdeki dönemde teknolojik gelişmelerin belirli alanlarda yoğunlaşarak ekonomik, sosyal ve askeri gelişmeleri şekillendirmesi beklenmektedir. Bu sektörlerin başında bilgi teknolojileri, otomasyon ve ileri üretim teknikleri ve sağlık teknolojileri gelmektedir. Özellikle dijital iletişim, nanoteknoloji, yüzey teknolojileri, malzeme bilimleri, ölçümleme cihazları, biyoteknoloji ve çevre teknolojileri hızlı gelişen alanlar olarak öne çıkmaktadır. Nanoteknoloji ve biyoteknoloji alanlarındaki gelişmeler, yeni imkânlar sunmakla birlikte, çevre ve etik boyutlarıyla da gündemde olacaktır.
  1. Şehirlerde ekonomik etkinliği sağlamak, altyapı ve hizmet kalitesini artırmak, çevresel maliyetleri azaltmak amacıyla yapılan yatırım ve düzenlemeler, katma değeri yüksek yeni sektörlerin gelişmesine imkân vermektedir. Bu gelişme, şehirleşme sürecini büyüme ve kalkınma politikalarıyla bütünleştirebilen ülkeler için önemli fırsatlar sunmaktadır. Diğer taraftan, sermaye fazlasının yüksek ve spekülatif kâr güdüsüyle şehirleşme sürecine paralel olarak büyüyen gayrimenkul sektörleri ile türev araçlarına yönelmesi ve buna bağlı oluşan suni fiyat artışları, finansal krizlerin temel nedenleri arasında bulunmakta ve risk oluşturmaktadır.

İklim Değişikliği ve Çevre

  1. Hızla artan nüfus, şehirleşme, ekonomik faaliyetler, çeşitlenen tüketim alışkanlıkları; çevre ve doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Çevre kirliliği, iklim değişikliği, çölleşme, ormansızlaşma, su kıtlığı ve küresel ısınmayla ilgili sorunlar dünya gündemindeki yerini korumaktadır. Sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için küresel ölçekte başlayan yeni büyüme modeli arayışlarıyla birlikte “yeşil büyüme” kavramı önem kazanmıştır. Bu kavram çerçevesinde, üretim sektörlerinde temiz üretim ve eko-verimlilik ile hem çevrenin korunması hem de rekabetçiliğin artırılması mümkün görülmekte, tarım ve turizm gibi çevreye duyarlı sektörlerde ekolojik potansiyel değerlendirilmekte, yeni düzenleme ve yatırımlarla şehirlerin daha çevre dostu ve ekonomik olarak etkin olabileceği vurgulanmaktadır.
  1. Bu eğilimlere bağlı olarak önümüzdeki dönemde bazı sektörlerde kısıtlamaların, bazı sektörlerde ise yeni üretim ve istihdam alanlarının ortaya çıkması muhtemeldir. Çevresel maliyetlerin içselleştirilmesine dönük politika tasarımlarının da belirli ölçüde yaygınlaşacağı öngörülmektedir. Sürdürülebilir büyüme yönündeki arayışların teknolojik gelişme için yeni alanlar oluşturması beklenmektedir. Ancak, gelişmekte olan ülkelerin sınırlı kaynak ve kapasiteleri, teknoloji geliştirme ve büyüme imkânlarından yararlanılmasını ve sürdürülebilir bir üretim ve tüketim yapısına geçişi zorlaştırabilecektir. Ayrıca, küresel düzeyde politika yapıcıları enerji, ekonomi, sosyal kalkınma ve çevre hedeflerinin uyumlaştırılması konusunda kritik tercihlerle karşı karşıyadır.
  1. Türkiye’deki kalkınma politikaları sürdürülebilir kalkınma yönünde gelişim göstermektedir. Türkiye, küresel düzeydeki çevre sorunlarının çözümüne ülke gerçeklerini gözeten bir anlayışla, “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar” ve “göreceli kapasiteler” ilkeleri çerçevesinde katkı vermektedir. Artan nüfusun ihtiyaçları ve çeşitlenen tercihleri kalkınma sürecini etkilerken, çevre üzerinde yaratılan baskının azaltılması önem kazanmaktadır. Bu çerçevede, kirliliğin önlenmesi çalışmalarına, biyolojik çeşitlilik ve doğal kaynakların korunması ile sürdürülebilir kullanımına öncelik verilmektedir. Türkiye çevre konusunda aldığı kararlar ve yürüttüğü projelerle çevresel tehditleri fırsata dönüştürme potansiyeline sahiptir. Gıda, Su ve Doğal Kaynakların Etkin Kullanımı
  1. İklim değişikliği, tarım ürünleri stoklarında azalma, enerji ve diğer girdilerdeki fiyat artışları, nüfus artışı, tarım ürünlerinin biyoyakıt benzeri alternatif alanlarda kullanımının gelişmesi gibi faktörler 2000’li yılların ikinci yarısında gıda fiyatlarının aşırı artmasına ve dalgalanmasına yol açmıştır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde nüfus ve refah artışına bağlı olarak tarım ürünleri talebinin yükselmesi ve gıda fiyatlarının yüksek seviyelerde kalması beklenmektedir. Gıda fiyatlarındaki olası artışlar, gelirinin büyük bölümünü gıdaya harcayan kesimler açısından olumsuz etkiler doğuracaktır. Onuncu Kalkınma Planı 2014-2018 14 Gıda fiyatlarındaki dalgalanmanın önlenmesi için ilgili uluslararası kuruluşların ve bölgesel işbirliklerinin önemi artmaktadır.
  1. Nüfus artışı, hızlı şehirleşme ve iklim değişikliğinin yağış rejiminde ortaya çıkardığı istikrarsızlık nedeniyle, güvenilir su kaynaklarına erişim ve tarıma elverişli alanların korunması daha fazla önem kazanmıştır. Ekilebilir arazilerin giderek azalması, gıda güvenliği konusunda kritik riskler barındırmaktadır. Dünya genelinde tarım arazileri ve su kaynakları ile ilgili olarak oluşan kısıtlar ve artan talep baskısı, küresel ve bölgesel düzeyde yeni politika ve önlemler geliştirilmesini gerektirmektedir. Ormansızlaşma ve ormanların bozulması konusu ise dünya için giderek artan bir tehdit oluşturmaktadır.
  1. Tarımsal üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve verimliliğin artırılması durumunda ülkemizde dünya fiyatlarının üzerinde seyreden gıda fiyatları düşebilecektir. Bu durum, yerli fiyatların dünyada artan gıda fiyatlarına yaklaşması yoluyla ülkemiz açısından bir fırsat oluşturabilecektir. Öte yandan, artan nüfusu ve gelirinin yanı sıra kültürel yakınlığıyla da önemli bir potansiyel taşıyan Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Yakın Doğu’nun Türkiye için gıda ürünlerinde daha büyük bir dış pazar haline gelmesi beklenmektedir.

2.2.10. Bilim, Teknoloji ve Yenilik

  1. Başta enerji ve imalat sanayi olmak üzere tüm sektörlerde, doğal kaynakların etkin kullanımını ve çevresel bozulmaların önlenmesini sağlayacak temiz teknolojiler ile katma değeri yüksek yeşil ürünler geliştirilmesine yönelik Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri desteklenecektir.

2.2.11. İmalat Sanayiinde Dönüşüm

  1. Ülkemizin uzun dönemde Avrasya’nın üretim merkezi olması hedefi doğrultusunda Plan döneminde imalat sanayiinin; daha yüksek katma değer yaratan, teknoloji üreten ve kullanabilen, çevre dostu teknolojileri kullanan ve üretebilen, becerilerini sürekli geliştirebilen, geleceğin ticaret dünyasının taleplerine cevap verebilen, sürdürülebilir küresel rekabet gücü kazanmış, bölgesel potansiyellerin ekonomiye katkısının artırıldığı, girdi tedarikinde etkinliğin sağlandığı, yatırım ve ara mallarında ithalat bağımlılığının azaltıldığı bir yapıya doğru dönüşmesi öngörülmektedir.
  1. Otomotiv sanayiinde, tedarik zincirini kapsayan, tasarım/Ar-Ge, üretim ve satış pazarlama süreçleri bütününün yurtiçinde geliştirilmesi sağlanarak, katma değer artırılacaktır. Çevreye duyarlı yeni teknolojilerin geliştirilmesi desteklenecektir. Yurtiçinde elektronik, yazılım, elektrikli makine, ana metal, savunma sanayi gibi diğer sektörlerle işbirliği ve bütünleşme sağlanacaktır. İç pazar ve küresel pazarların ihtiyaçlarına yönelik özgün tasarımlı araçlarla markalaşma özendirilecektir.
  1. Tekstil, hazır giyim ve deri sektörlerinin müşteri odaklı, hız ve esnekliği ile üretici özelliklerini geliştiren, tasarım, koleksiyon ve marka yaratabilen, yenilikçi, çevreye duyarlı, pazarlama ve üretim kanallarında etkin olan bir yapıya dönüşümü desteklenecektir.

2.2.15. Tarım ve Gıda

  1. Tarımsal destekler, tarım havzaları ve parselleri bazında, sosyal amaçlı ve üretim odaklı olarak düzenlenecek, desteklerde çevre ile bitki, hayvan ve insan sağlığı dikkate alınacak, tarımsal desteklerin etkinliği izlenerek değerlendirilecektir. Tarımsal desteklemelerde ürün deseni ve su potansiyeli uyumu gözetilecek, sertifikalı üretim yöntemlerine önem verilecektir. Ayrıca, tarım sigortalarının kapsamı genişletilerek yaygınlaştırılacaktır.
  1. Gıda sanayiinde yerli hammaddenin rekabetçi fiyat ve kalitede sürdürülebilir temini amaçlanacak; iç ve dış pazar için katma değeri yüksek ve özel tüketici gruplarının ihtiyaçlarını karşılayan ürünler geliştirilecek; sektörde çevre duyarlılığı gözetilecek; taklit, tağşiş ve kayıt dışılığın önlenmesi sağlanacaktır.
  1. Balıkçılıkta kaynak yönetimi bilimsel verilere dayalı ve etkin bir biçimde gerçekleştirilecek, idari kapasite güçlendirilecektir. Su ürünleri yetiştiriciliğinde, çevresel sürdürülebilirlik gözetilecek, ürün çeşitliliği ve markalaşma ile uluslararası pazarlarda rekabet edebilirliğin artırılması sağlanacaktır.

2.2.16. Enerji

  1. Enerjinin nihai tüketiciye sürekli, kaliteli, güvenli, asgari maliyetlerle arzını ve enerji temininde kaynak çeşitlendirmesini esas alarak; yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarını mümkün olan en üst düzeyde değerlendiren, nükleer teknolojiyi elektrik üretiminde kullanmayı öngören, ekonominin enerji yoğunluğunu azaltmayı destekleyen, israfı ve enerjinin çevresel etkilerini asgariye indiren, ülkenin uluslararası enerji ticaretinde stratejik konumunu güçlendiren rekabetçi bir enerji sistemine ulaşılması temel amaçtır.
  1. Yerli kömür kaynakları özel sektör eliyle yüksek verimli ve çevre dostu teknolojiler kullanılarak elektrik enerjisine dönüştürülecektir. Afşin-Elbistan havzası linyit rezervleri elektrik üretimi için değerlendirilecektir. Küçük rezervli kömür yataklarının bölgesel enerji üretim tesislerinde değerlendirilmesi sağlanacaktır.

2.2.17. Madencilik

  1. Madencilik sektörünün iş güvenliği ve çevre mevzuatına uyumu geliştirilecektir.

2.2.18.Lojistik ve Ulaştırma

  1. Dünyada ön plana çıkan güvenli, dakik, daha kısa sürede ve daha konforlu ulaşım talepleri son yıllarda ulaştırmanın gelişimini hızlandırmıştır. Bu gelişme çerçevesinde, lojistik hizmetleriyle desteklenen ulaştırma türlerinin bütünleşmiş bir şekilde işletimini, verimli ve etkili bir ulaştırma altyapısı oluşturulmasını ve ulaştırma türlerinde güvenliği öne çıkaran sürdürülebilirlik kavramını da göz önünde bulundurarak, insan faktörünü önceleyen ve çevreye zararı en aza indirgeyen politikaların uygulanması gerekliliği ortaya çıkmıştır.
  1. Yük ve yolcu ulaştırma hizmetlerinin etkin, verimli, ekonomik, çevreye duyarlı, emniyetli bir şekilde sağlanması; yük taşımacılığında, kombine taşımacılık uygulamalarının geliştirilerek demiryolu ve denizyolunun paylarının artırılması, kalitenin ve güvenliğin yükseltilmesi ve ulaştırma planlamasında koridor yaklaşımına geçilmesi esastır
  1. Ulaştırma koridorlarında uygun hacim ve mesafelerde en avantajlı ulaşım türü belirlenerek, bu kapsamda denizyolu ve demiryolu taşımacılığı özendirilecek ve kombine taşımacılık imkânları geliştirilecektir. Enerji verimliliğini, temiz yakıt ve çevre dostu araç kullanımını sağlayan ulaşım sistemlerine öncelik verilecektir.

2.2.19. Ticaret Hizmetleri

  1. Ticaret hizmetlerinde öncelikle modern tedarik zinciri yönetimi ve kombine taşımacılık sistemlerinin kurulmasına, teknoloji kullanımının artırılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Sektörde kayıt dışılığın azaltılması için etkin denetim ve gözetim ile kurumlar arası koordinasyonun sağlanmasının yanında tüketici duyarlılığının artırılması önem taşımaktadır. Ayrıca, ticareti yapılan ürünlerin çevreye olan etkileri ile kalite ve hijyen sorunlarını gidermek üzere ürün ve sunum standartlarının geliştirilmesi ve piyasa denetim ve gözetiminin güçlendirilmesi ihtiyacı bulunmaktadır.
  1. Sürdürülebilir turizmin özendirilmesi amacıyla, 2008 yılında çevreye duyarlı konaklama tesislerinin standartları belirlenmiş ve belgeleme çalışmalarına başlanmıştır. Turizm merkezlerinde artan yapılaşma, altyapı eksikliği ve çevre sorunlarının giderilmesi, yatırımların turizm odaklı gelişme planlarına uyumunun sağlanması önem arz etmektedir.

2.2.20. Turizm

  1. Çevreye duyarlı ve sorumlu turizm anlayışı kapsamında sürdürülebilir turizm uygulamaları geliştirilecek, turizmin sosyokültürel ve çevresel olumsuzlukları azaltılacaktır.

2.2.21. İnşaat, Mühendislik-Mimarlık, Teknik Müşavirlik ve Müteahhitlik Hizmetleri

  1. Yurtdışında birçok projeyi başarıyla yürüten sektörün yurtiçinde yüksek kalitede üretim gerçekleştirme konusunda eksiklikleri bulunmaktadır. Yurtiçinde yaşanan bu sorunun sebepleri arasında, yeterli denetimin gerçekleştirilememesi, teknik müşavirlik alanında yurtiçinde gelişmenin tam anlamıyla sağlanamaması ve inşaat sektörüyle ilgili standartların uluslararası seviyelerde olmaması sayılabilir. Ayrıca, çevreye duyarlılık ile iş sağlığı ve güvenliği alanındaki eksikliklerin giderilmesi amacıyla beşeri sermaye ile teknik ve fiziki altyapının geliştirilmesi ve teknik müşavirlik alanının güçlendirilmesi gerekmektedir.
  1. Kullanıcı odaklı, güvenli, çevreyle barışık, enerji verimli ve mimari estetiğe sahip yapıların üretimi için tasarım ve yapım standartları geliştirilecektir.

2.3. Yaşanabilir Mekânlar, Sürdürülebilir Çevre

  1. İnsanların iş ve yaşam ortamlarının kalitesi temel kalkınma ve refah göstergelerinden biridir. Bölgesel gelişme, yerel ekonomilerin ve kırsal kesimin güçlendirilmesi, mekânsal gelişme ve şehirleşmenin dengeli oluşmasının sağlanması, her kesim için barınma ihtiyacının yeterli, sağlıklı ve güvenli bir şekilde giderilmesi gibi alanlarda insanı ve yaşam kalitesini daha çok merkeze alan bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Bu yaklaşım, yaşam mekânlarının, ekonomik gelişme ve rekabetçiliği desteklemek yanında afetlere dayanıklı, çevreye duyarlı, kültürel değerleri esas alacak, sosyal dayanışmayı ve kaynaşmayı teşvik edecek şekilde tasarlanması ve inşa edilmesini gerektirmektedir.
  1. Son yıllarda Türkiye’de, ekonomik ve sosyal kalkınma hızlanmış, kişi başına gelir ve refah düzeyinde önemli artışlar kaydedilmiştir. Ancak, bu iyileşme kent-kır ayrımında, bölgeler arasında farklı düzeylerde gerçekleşmiş, yaşam alanlarına, mekân kalitesine ve çevresel standartlara farklı seviyelerde yansımıştır. Ülkemizde yerleşmelerin dağılımı ve düzeni; çalışma ve yaşam alanlarının kalitesi, işlevselliği, arazi kullanımlarının uyumu ve çevresel etkileri bakımından mevcut gelir ve kalkınma düzeyimize daha uygun bir hale getirilmesi gerekmektedir.
  1. Yaşanabilir mekân olgusunun en önemli boyutlarından birisi de çevresel kalitenin korunması, gelecek nesillerin refah ve mutluluğunu azaltmayacak bir kalkınma ve mekânsal gelişme yaklaşımının benimsenmesidir. Ekonomik büyümenin sosyal ve çevresel unsurlarla uyumunun sağlanması, büyümenin getirilerinin sosyal yapının güçlendirilmesi ve çevre üzerindeki baskıların azaltılması için de kullanılması sürdürülebilir kalkınma anlayışının bir gereği olarak ortaya çıkmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma anlayışının daha da ileriye taşınması için bu alandaki politikaların uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesinde ilgili kuruluşlar arasında işbirliği, koordinasyon ve veri paylaşımının geliştirilmesi ve özel sektör, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının rolünün artırılması önem kazanmaktadır. Ayrıca, doğal kaynakların ekonomik değerlerinin belirlenmesi, üretim ve tüketimde çevre standartlarının rekabetçilik ve yeşil büyüme anlayışıyla geliştirilmesi yanında, iklim değişikliğiyle mücadelenin ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilir kullanımının da gözetilmesi gereklidir.

2.3.1. Bölgesel Gelişme ve Bölgesel Rekabet Edebilirlik

  1. AB ile ekonomik ve sosyal uyum alanında yürütülen çalışmaların, ülkemizde bölgesel politikaların gelişimine önemli katkısı olmuştur. 2007-2013 döneminde, Türkiye’ye Katılım Öncesi Mali İşbirliği Aracıyla (IPA) bölgesel kalkınma ve insan kaynaklarının geliştirilmesine yönelik yaklaşık 2,2 milyar avro kaynak tahsis edilmiştir. Bu kaynaklar, Bölgesel Rekabet Edebilirlik, Çevre, Ulaştırma ve İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi Operasyonel Programları kapsamında hazırlanan projeler aracılığıyla kullanılmaktadır.
  1. Başta düşük gelirli bölgelerde olmak üzere sosyo-ekonomik gelişme ve altyapı imkânları bakımından çevrelerine hizmet verme potansiyeli bulunan merkezleri destekleyen programlar güçlendirilerek sürdürülecek, göçün bölgesel büyüme odağı işlevi görecek bu merkezlere yönelmesini kolaylaştıran şartların oluşumu desteklenecektir.

2.3.2. Mekânsal Gelişme ve Planlama

  1. Ülkemizin coğrafi koşullarına, kent-kır ayrımına, tarihi, kültürel ve çevresel değerlerine uygun; insan ve toplum ihtiyaçlarına cevap veren, daha geniş ortak kullanım alanlarına sahip, üst standartlarda yaşanabilir mekânlara kavuşturulması temel amaçtır.
  1. Kentsel dönüşüm projelerinde yenilikçi ve katma değer yaratan sektörleri, yaratıcı endüstriler ile yüksek teknolojili ve çevreye duyarlı üretimi destekleyen uygulamalara öncelik verilecektir

2.3.4. Kentsel Altyapı

  1. Durum Analizi
  1. Hızlı şehirleşme nedeniyle artan altyapı ihtiyaçlarının karşılanmasında kayda değer ilerlemeler sağlanmakla birlikte, hizmet kalitesinin yükseltilmesi, sürekliliğinin ve sürdürülebilirliğin sağlanması ihtiyacı devam etmektedir. 968. 2010 yılı itibarıyla içme ve kullanma suyu şebekesiyle hizmet verilen belediye nüfusunun toplam belediye nüfusuna oranı yüzde 99 seviyesine ulaşmıştır. Yerleşime yeni açılan alanlar ve mevcut şebekelerin yenileme ve bakım çalışmaları dışında içme suyu şebeke inşaatı ihtiyacı azalırken içme suyunu arıtma ihtiyacı artmıştır. 2010 yılında içme ve kullanma suyunun yüzde 52’si arıtılmıştır. Bununla beraber içme suyunun kalitesinin iyileştirilmesi ve halen yüksek düzeyde olan su kayıp ve kaçaklarının azaltılması önemini korumaktadır.
  1. Kanalizasyon şebekesiyle hizmet verilen belediye nüfusunun toplam belediye nüfusuna oranı 2010 yılında yüzde 88, toplam nüfusa oranı ise yüzde 73 olarak gerçekleşmiştir. Atık su arıtmayla hizmet verilen belediye nüfusunun toplam belediye nüfusuna oranı, 2006 yılında yüzde 51 iken, 2010 yılında yüzde 62’ye ulaşmış, toplam nüfusa oranı ise yüzde 52 olmuştur.
  1. Yatırım ve işletme maliyetleri, personel, teknoloji seçimi ve denetim gibi nedenlerle atık su altyapı hizmetlerinde yeterli etkinlik sağlanamamaktadır. Tarifelerin uygun düzeyde ayarlanması ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi de önem arz etmektedir.
  1. Belediyelerin acil nitelikli, fakat finansmanı yetersiz içme suyu ve kanalizasyon projelerine kaynak sağlanması amacıyla 2011 yılında SUKAP başlatılmıştır. Program kapsamına alınan 2.392 içme suyu ve kanalizasyon projesi için 2011-2013 döneminde merkezi yönetim bütçesinden 1,4 milyar TL ödenek ayrılmıştır. Programla nüfusu 25 bin ve daha az olan belediyeler için merkezi bütçeden yüzde 50 oranında hibe sağlanmakta, kalan kısım için İller Bankasından uygun koşullarda kredi verilmektedir.
  1. Katı atık alanında, 2006 yılında yüzde 34 olan düzenli depolamadan yararlanan belediye nüfusunun toplam nüfusa oranı, 2012 yılında yüzde 60 düzeyinde gerçekleşmiştir. 2012 yılı itibarıyla işletmede olan düzenli depolama tesisi sayısı 69 olup, bu tesislerle 903 belediyede 44,5 milyon nüfusa hizmet verilmektedir. Katı atık yönetiminde önemli bir boyut olan geri dönüşümün faydalarının yeterince bilinmemesi, geri kazanılmış ikincil ürüne ait standartların yetersizliği, teşvik ve yönlendirme sisteminin eksikliği gibi hususlar geri dönüşüm çalışmalarını olumsuz etkilemektedir.
  1. Başta büyükşehirler olmak üzere birçok kentimizde karayolu araç mobilizasyonunu artırıcı alt-üst geçit, tünel ve köprü gibi altyapı yatırımları ile Trafik Elektronik Denetleme Sistemi (TEDES) gibi akıllı ulaşım ve trafik yönetim modelleri yoluyla ana arterlerde ortalama araç hızlarında artış sağlanmıştır. İstanbul’da, 52 km uzunluğundaki Metrobüs Projesiyle, otobüsle yüksek hacimde ve hızlı taşımacılık sistemi oluşturulmuştur. Bunun yanında kentiçi ulaşımda; önemli raylı sistem projeleri yürütülmüş, denizyolunun payını artırıcı ve bisiklet kullanımını yaygınlaştırıcı uygulamalara başlanmış, bazı kent merkezlerinde ise yayalaştırma projeleri hayata geçirilmiştir.
  1. Dokuzuncu Kalkınma Planı döneminde, kentiçi raylı sistem projelerinde tek yönde doruk saatte asgari 15.000 yolcu/ saat yolculuk talebi tasarım kriteri olarak uygulanmıştır. Bu dönemde, ağırlıkla dış finansman temin edilerek Adana, Antalya, Bursa, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri ve Samsun’da planlanan raylı sistem projeleri önemli oranda tamamlanarak işletmeye açılmıştır. Bu dönemde tamamlanan hatların toplam uzunluğu 185 km olup, inşası devam eden hatların toplam uzunluğu ise 145 km civarındadır. Faaliyetteki raylı sistem hatları ile yılda 700 milyonun üzerinde yolcu taşınmaktadır. Ayrıca, yapılan mevzuat düzenlemesiyle, Belediyelerin uygun raylı sistem projelerinin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca üstlenilmesine de imkân tanınmıştır.
  1. Kentiçi ulaşımda mekânsal planlama ve gelişme hedefleriyle tutarlı ulaşım planlarına dayalı olarak sistemler arası entegrasyon ve uyumun güçlendirilmesi, altyapının yaya ve toplu taşıma ağırlıklı geliştirilmesi ve dönüştürülmesi, şehirler arası ve şehir içi bağlantıların etkili şekilde kurulması, çevreye duyarlı, akıllı, verimli ve maliyet etkin uygulamaların yaygınlaştırılması ve artan taşıt sahipliğine cevap verecek altyapının kurulması önemini korumaktadır. b. Amaç ve Hedefler
  1. Nüfusun sağlıklı ve güvenilir içme ve kullanma suyuna erişiminin sağlanması; atıkların insan ve çevre sağlığına etkilerinin en aza indirilerek etkin yönetiminin gerçekleştirilmesi; şehirlerimizde arazi kullanım kararlarıyla uyumlu politikalar yoluyla trafik sıkışıklığını azaltan, erişilebilirliği ve yakıt verimliliği yüksek, konforlu, güvenli, çevre dostu, maliyet etkin ve sürdürülebilir bir ulaşım altyapısının oluşturulması temel amaçtır.
  1. Plan döneminde; Ankara’da Kızılay-Çayyolu, Batıkent-Sincan ve Tandoğan-Keçiören metro projeleri ile Esenboğa raylı sistem; İstanbul’da Üsküdar-Ümraniye, Otogar-Bağcılar, Aksaray-Yenikapı, Bakırköy-Beylikdüzü, Şişhane-Yenikapı, Kartal-Kaynarca, Kabataş-Mahmutbey, Bakırköy-Kirazlı metro; İzmir’de Trafik Yönetim Sistemi, Deniz Ulaşımı Geliştirme, Üçyol-F. Altay metro ile Konak ve Karşıyaka tramvay; Bursa’da 3. aşama, Kayseri’de 2. ve 3. aşama hafif raylı sistem; Gaziantep’te 3. aşama ve Konya’da 2. aşama tramvay projelerinin tamamlanması beklenmektedir. c. Politikalar 978. Yerleşim yerlerinin içme ve kullanma suyu ihtiyaçlarının tamamı karşılanacak, su kayıp-kaçakları önlenecek, mevcut şebekeler iyileştirilerek sağlıklı ve çevre dostu malzeme kullanımı yaygınlaştırılacaktır.
  1. İçme ve kullanma suyunun tüm yerleşimlerde gerekli kalite ve standartlara uygun şekilde şebekeye verilmesi sağlanacaktır.
  1. İçme suyu ve kanalizasyon yatırım ve hizmetlerinin sağlanmasında mali sürdürülebilirlik gözetilecektir.
  1. Şehirlerde kanalizasyon ve atık su arıtma altyapısı geliştirilecek, bu altyapıların havzalara göre belirlenen deşarj standartlarını karşılayacak şekilde çalıştırılmaları sağlanacak, arıtılan atık suların yeniden kullanımı özendirilecektir. 982. Katı atık yönetimi etkinleştirilerek atık azaltma, kaynakta ayrıştırma, toplama, taşıma, geri kazanım ve bertaraf safhaları teknik ve mali yönden bir bütün olarak geliştirilecek; bilinçlendirmenin ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesine öncelik verilecektir. Geri dönüştürülen malzemelerin üretimde kullanılması özendirilecektir.
  1. Kentiçi ulaşımda kurumlar arası koordinasyon geliştirilecek, daha etkin planlama ve yönetim sağlanacak, kentiçi ulaşım altyapısının diğer altyapılarla entegrasyonu güçlendirilecektir.
  1. Yaya ve bisiklet gibi alternatif ulaşım türlerine yönelik yatırım ve uygulamalar özendirilecektir.
  1. Kentiçi toplu taşımada trafik yoğunluğu ve yolculuk talebindeki gelişmeler dikkate alınarak öncelikle otobüs, metrobüs ve benzeri sistemler tercih edilecek; bunların yetersiz kaldığı güzergâhlarda raylı sistem alternatifleri değerlendirilecektir. Raylı sistemlerin, işletmeye açılması beklenen yıl için doruk saat-tek yön yolculuk talebinin; tramvay sistemleri için asgari 7.000 yolcu/saat, hafif raylı sistemler için asgari 10.000 yolcu/saat, metro sistemleri için ise asgari 15.000 yolcu/saat düzeyinde gerçekleşeceği öngörülen koridorlarda planlanması şartı aranacaktır.
  1. Büyükşehir belediyelerinin mevcut ve planlanan kentiçi raylı sistem projeleri; şehir merkezlerinden geçen demiryolu ana hattına, kentiçi lojistik merkezlerine, şehirlerarası otobüs terminallerine, havalimanlarına ve diğer ulaşım türlerine entegre olabilecek şekilde planlanacaktır.
  1. Kentiçi ulaşımda trafik yönetimi ve toplu taşıma hizmetlerinde bilgi teknolojileri ve akıllı ulaşım sistemlerinden etkin bir şekilde faydalanılacaktır.
  1. Kentsel altyapı sistemlerinin oluşturulması ve hizmetlerinin sunumunda vatandaş memnuniyetini, kalite ve verimliliği artırmak amacıyla bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımına önem verilecektir.

2.3.5. Mahalli İdareler

  1. Mahalli idarelerin daha etkin, hızlı ve nitelikli hizmet sunabilen, katılımcı, şeffaf, çevreye duyarlı, dezavantajlı kesimlerin ihtiyaçlarını gözeten ve mali sürdürülebilirliği sağlamış bir yapıya kavuşturulması temel amaçtır.

 

2.3.6. Kırsal Kalkınma

  1. 2005 yılında pilot düzeyde başlatılan KÖYDES, 2010 yılında küçük ölçekli tarımsal sulama ve 2011 yılında atık su bileşenlerinin dâhil edilmesiyle entegre bir kırsal altyapı programına dönüştürülmüştür. 2005-2013 döneminde Projeye cari fiyatlarla yaklaşık 8,5 milyar TL kaynak tahsis edilmiştir. 2012 yılı sonuna kadar yaklaşık 7.000 km ham, 74.000 km stabilize, 98.000 km asfalt ve 2.500 km beton yol olmak üzere toplamda 181.500 km’lik köy yolu yapılmış, 32.000 km uzunluğunda yol onarımı gerçekleştirilmiş ve 2.600 km uzunluğunda kilit parke döşemesi yapılmıştır. Ayrıca, susuz veya suyu yetersiz 47.461 kırsal yerleşim birimi yeterli ve sağlıklı içme suyuna kavuşturulmuştur. Bu dönemde toplam köy yolu ağı yaklaşık 35.000 km artmış, asfaltbeton yol oranı yüzde 33’ten yüzde 45’e ulaşmıştır. Suyu yeterli ünite oranı ise yüzde 81’den yüzde 91’e yükselmiştir.
  1. Kırsal kalkınma politikasının temel hedefi, kırsal toplumun iş ve yaşam koşullarının bulunduğu yörede iyileştirilmesidir. Kırsal politikanın genel çerçevesini ise; kırsal ekonominin ve istihdamın güçlendirilmesi, insan kaynaklarının geliştirilmesi ve yoksulluğun azaltılması, sosyal ve fiziki altyapının iyileştirilmesi ile çevre ve doğal kaynakların korunması oluşturacaktır.

2.3.7. Çevrenin Korunması

  1. Durum Analizi
  1. Dokuzuncu Kalkınma Planı döneminde, sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bir yaklaşımla, çevre mevzuatı ve standartları geliştirilmiş, kurumsal ve teknik altyapı iyileştirilmiş ve çevre yönetiminin güçlendirilmesine yönelik projeler gerçekleştirilmiştir. İklim Değişikliği Strateji Belgesi ve Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı gibi temel strateji belgeleri hazırlanarak çevre politikasına ve uygulamaya yön veren çerçeve geliştirilmiştir. Böylece başta emisyonların kontrolü, korunan alanların genişletilmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması olmak üzere çevre kirliliğinin önlenmesi, çevre kalitesinin iyileştirilmesi ve doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi yönünde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.
  1. Küresel iklim değişikliğiyle mücadelede ulusal şartlar çerçevesinde alınan tedbirlerle 1990-2007 döneminde kümülatif olarak 1,4 milyar ton emisyon tasarrufu sağlanmıştır. 2010 yılı verilerine göre, Türkiye’nin yıllık sera gazı emisyonu 401,9 milyon ton karbondioksit eşdeğeri, kişi başına sera gazı emisyonları ise yıllık 5,51ton karbondioksit eşdeğeridir. 2007-2012 döneminde havadaki kükürt dioksit miktarında yüzde 50, partikül madde miktarında ise yüzde 36 oranında azalma sağlanmıştır. Korunan alanların ülke yüzölçümüne oranı, 2006 yılında yüzde 4,99 iken 2012 yılında yüzde 7,24’e yükselmiştir.
  1. Bu gelişmelere rağmen ekonomik büyüme, nüfus artışı, üretim ve tüketim alışkanlıklarının çevre üzerindeki baskıları devam etmektedir. Çevre ve doğal kaynak yönetiminde planlama, uygulama, izleme ve denetimin geliştirilmesi gerekmektedir. Kurumlar arası yetki çakışmalarının giderilmesi ve işbirliğinin güçlendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Çevresel yatırımlar için finansman kaynaklarının geliştirilmesi ve kaynakların etkili kullanımı ile çevreye ciddi etkisi olabilecek proje ve programların etkilerinin değerlendirilerek önlem alınmasını sağlayacak araçların güçlendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Çevre dostu yöntem ve teknolojilere yönelik Ar-Ge ve yeniliğin geliştirilmesi de ekonomik büyümeyi desteklemek açısından önem arz etmektedir.
  1. Amaç ve Hedefler
  1. Ekonomik ve sosyal gelişme sağlanırken, toplumun çevre duyarlılığı ve bilincinin artırılması, bugünün ve gelecek nesillerin kısıtlı doğal kaynaklardan faydalanmasını güvence altına alacak şekilde çevrenin korunması ve kalitesinin yükseltilmesi temel amaçtır.
  1. Enerji, sanayi, tarım, ulaştırma, inşaat, hizmetler ve şehirleşme gibi alanlarda çevre dostu yaklaşımların barındırdığı yeni iş imkânları, gelir kaynakları, ürün ve teknolojilerin geliştirilmesine yönelik fırsatlar değerlendirilerek yeşil büyümenin sağlanması hedeflenmektedir.

 

  1. Politikalar
  1. Çevre yönetiminde görev, yetki ve sorumluluklardaki belirsizlik ve yetersizlikler giderilecek, denetim mekanizmaları güçlendirilecek; özel sektörün, yerel yönetimlerin ve STK’ların rolü artırılacaktır.
  1. Sürdürülebilir şehirler yaklaşımına uygun olarak şehirlerde atık ve emisyon azaltma, enerji, su ve kaynak verimliliği, geri kazanım, gürültü ve görüntü kirliliğinin önlenmesi, çevre dostu malzeme kullanımı gibi uygulamalarla çevre duyarlılığı ve yaşam kalitesi artırılacaktır.
  1. Üretim ve hizmetlerde yenilenebilir enerji, eko-verimlilik, temiz üretim teknolojileri gibi çevre dostu uygulamalar desteklenecek, çevre dostu yeni ürünlerin geliştirilmesi ve markalaşması teşvik edilecektir.
  1. Sürdürülebilir üretim ve tüketimi desteklemek üzere kamu alımlarında çevre dostu ürünlerin tercih edilmesi özendirilecektir.
  1. Doğal kaynakların ve ekosistem hizmetlerinin değeri ölçülerek politika oluşturma ve uygulama süreçlerinde dikkate alınacaktır. 1038. Tüketim alışkanlıklarının sürdürülebilirliğinin desteklenmesi ve doğa koruma başta olmak üzere çevre bilincinin artırılmasına yönelik uygulamalar yaygınlaştırılacaktır.
  1. Tarım, ormancılık, gıda ve ilaç sanayii açısından önem taşıyan biyolojik çeşitliliğin tespiti, korunması, sürdürülebilir kullanımı, geliştirilmesi ve izlenmesi sağlanacaktır.
  1. İklim değişikliği ile mücadele ve uyum çalışmaları ülke gerçekleri gözetilerek “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar” ile “göreceli kabiliyetler” ilkeleri doğrultusunda sürdürülecektir.
  2. Enerji, sanayi, tarım, ulaştırma, inşaat, hizmetler ve şehirleşme gibi alanlarda yeşil büyüme fırsatları değerlendirilecek, çevreye duyarlı ekonomik büyümeyi sağlayan yeni iş alanları, Ar-Ge ve yenilikçilik desteklenecektir.

2.3.8. Toprak ve Su Kaynakları Yönetimi

  1. Durum Analizi
  1. Ülkemizde mevcut 112 milyar m³ kullanılabilir su kaynağından yararlanma oranı yaklaşık yüzde 39 olup, bu kaynağın 32 milyar m³’ü (yüzde 73) sulamada, 7 milyar m³’ü (yüzde 16) içme ve kullanmada, 5 milyar m³’ü (yüzde 11) sanayide kullanılmaktadır. Ülkemiz, 2013 yılı itibarıyla kişi başına düşen yaklaşık 1.500 m³ kullanılabilir su miktarı ile su kısıtı bulunan ülkeler arasında yer almaktadır. 2030 yılında kişi başına düşen 1.100 m³ kullanılabilir su miktarıyla, Türkiye su sıkıntısı çeken bir ülke durumuna gelebilecektir.
  1. Toprak ve su kaynaklarının etkin şekilde kullanımı yanında doğal kaynakların koruma-kullanma dengesinin havza bazında gözetilmesi öncelikli görülmektedir. Bu kapsamda, ülkemizde son dönemde arazi toplulaştırması ve arazi ıslahı çalışmaları, sulama altyapısı ve su tasarrufu sağlayan modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması gibi önlemler alınmış; su yönetim yapısı havza bazlı yaklaşımlarla geliştirilmeye başlanmış; orman varlığımızın geliştirilmesi ve genişletilmesi amacıyla ağaçlandırma, etkin koruma, bakım ve erozyon kontrolü çalışmalarına ağırlık verilmiştir. Bununla birlikte başta tarım arazileri olmak üzere erozyonla mücadelenin hızlandırılması önemini korumaktadır.
  1. Su yönetiminde etkinliği sağlamak üzere havza bazında entegre koruma ve kontrollü kullanma ilkeleri ile kentsel, endüstriyel, tarımsal faaliyetlere bağlı olarak ortaya çıkan baskı ve etkilerin belirlendiği ve tedbirlerin ortaya konulduğu 26 havzanın tamamı için koruma eylem planları hazırlanmıştır. Bu kapsamda ilk olarak Ergene Havzası Koruma Eylem Planının uygulanmasına başlanmıştır.
  1. Ülkemizde mevcut su miktarı; artan talep, kuraklık ve su toplama havzalarındaki kirlenme sonucunda giderek ihtiyaçları karşılayamaz hale gelmektedir. Planlama, izleme, değerlendirme ve denetim yetersizliği, ortak veri tabanı ve bilgi akışı olmaması, kuruluşlar arası eşgüdümün zayıflığı gibi hususlar, su kaynakları yönetiminde karşılaşılan ana sorunlardır. 1046. Toprak kaynaklarının, toprağın kabiliyetleri doğrultusunda ve arazi kullanımının planlanması temelinde değerlendirilmesi önemini korumaktadır. Diğer yandan, çölleşme ve kuraklıkla mücadele alanında hazırlanan strateji ve eylem planlarının etkin bir şekilde uygulanması, erozyonla mücadelenin etkinleştirilmesi, kirliliğin önlenmesi, toprak yönetiminde koordinasyonun güçlendirilmesi ve böylece toprağın korunması ve verimli kullanılması öncelikli görülmektedir.

b.Amaç ve Hedefler

  1. Su ve toprak kaynaklarının miktarının ve kalitesinin korunması, geliştirilmesi ve talebin en yüksek olduğu tarım sektörü başta olmak üzere sürdürülebilir kullanımını sağlayacak bir yönetim sisteminin geliştirilmesi temel amaçtır.
  1. Politikalar
  2. Su yönetimine ilişkin mevzuattaki eksiklik ve belirsizlikler giderilerek kurumların görev, yetki ve sorumlulukları netleştirilecek, su yönetimiyle ilgili tüm kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyon geliştirilecektir.
  1. Ulusal havza sınıflama sistemi, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımına imkân verecek şekilde geliştirilecektir.
  1. Yeraltı ve yerüstü su kalitesinin ve miktarının belirlenmesi, izlenmesi, bilgi sistemlerinin oluşturulması; su kaynaklarının korunması, iyileştirilmesi ile kirliliğinin önlenmesi ve kontrolü sağlanacaktır.
  1. Ülkemiz su potansiyelinin tamamının ihtiyaçlar doğrultusunda sürdürülebilir bir şekilde kullanılması ve kullanımın tarifelendirilmesi sağlanacaktır.
  1. İklim değişikliğinin ve su havzalarındaki tüm faaliyetlerin su miktarı ve kalitesine etkileri değerlendirilerek havzalarda su tasarrufu sağlama, kuraklıkla mücadele ve kirlilik önleme başta olmak üzere gerekli önlemler alınacaktır.
  1. Özel öneme sahip doğal korunan alanlar başta olmak üzere, nitelikli tarım arazileri ve orman varlığını koruyacak tedbirler alınacaktır. Bu kapsamda özellikle çölleşme ve erozyona karşı mücadele etkinleştirilecek, tarımsal faaliyetlerin toprak kaynakları üzerindeki çevresel ve sosyal etkileri izlenerek önleyici tedbirler yoğunlaştırılacaktır.
  1. Güncel ve sağlıklı arazi bilgilerine ulaşabilmeyi teminen, uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemlerinden faydalanılarak Ulusal Toprak Veri Tabanı oluşturulacak ve arazi kullanım planlaması yapılarak tarım başta olmak üzere toprağın etkin kullanımı sağlanacaktır.
  1. Sulamada sürdürülebilirliğin sağlanması açısından yeraltı su kaynaklarına yönelik miktar kısıtlaması, farklı fiyatlandırma gibi alternatifler geliştirilecektir. 1056. Sulama birliklerinin çalışma süreçleri gözden geçirilecek, sistemin daha etkin hale getirilmesi yönünde alternatifler oluşturulacaktır.

1.2. İthalata Olan Bağımlılığın Azaltılması Programı

  1. Program Bileşenleri
  1. Bileşen: Atıkların Ekonomiye Kazandırılması
  • Geri dönüşüm/geri kazanım ve toplama ayırmaya konu atıkların sağlık, çevre, enerji perspektiflerinden değerlendirilerek etkin bir şekilde ekonomiye kazandırılması
  • Yurtiçi hurda arzını artırmaya yönelik çalışmaların desteklenmesi
  • Hurda toplama, ayrıştırma ve işleme merkezlerine yönelik girişimlerin desteklenmesi

1.13. YERLİ KAYNAKLARA DAYALI ENERJİ ÜRETİM PROGRAMI

  1. Bileşen: Su Kaynaklarının Elektrik Üretimi Amaçlı Değerlendirilmesi
  • Elektrik üretimi amacıyla henüz değerlendirilememiş su potansiyelinin yapılabilirlik kriterlerini ve çevresel kriterleri sağlaması durumunda hızla yatırıma dönüştürülmesi
  • Kamu elinde bulunan HES’lerin rehabilite edilmesi

1.15. Tarımda Su Kullanımının Etkinleştirilmesi Programı

  1. Bileşen: Destekleme Politikalarının Su Kısıtı Esas Alınarak Gözden Geçirilmesi
  • Destekleme politikalarının geliştirilmesinde bölgesel su kısıtı ve çevrenin korunması unsurlarının göz önüne alınması

Kaynak:http://www.kalkinma.gov.tr/Lists/Kalknma%20Planlar/Attachments/12/Onuncu%20Kalk%C4%B1nma%20Plan%C4%B1.pdf

 

Continue Reading
Click to comment

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply

İncelemeler

Aronyanın Faydaları: Doğanın Küçük Antioksidan Deposu

Published

on

Aronya (Aronia melanocarpa), Kuzey Amerika kökenli, koyu mor-siyah renkli, küçük üzümsü bir meyvedir. “Kara mürver” olarak da bilinir ve son yıllarda içeriğindeki güçlü antioksidanlar sayesinde “süper meyve” statüsüne yükselmiştir. Ekşi ve buruk tadı nedeniyle çoğunlukla taze yerine kurutulmuş, suyu sıkılmış, toz veya marmelat formunda tüketilir.

Besin Değeri

Aronya, küçük boyutuna rağmen yoğun bir besin profiline sahiptir:

Vitaminler: C vitamini, K vitamini, folat, A vitamini
Mineraller: Manganez, demir, potasyum, magnezyum, kalsiyum, çinko, bakır, selenyum
Bitkisel bileşikler: Polifenoller, antosiyaninler ve proantosiyanidinler bakımından oldukça zengindir; bu bileşikler meyveye karakteristik koyu rengini ve antioksidan gücünü verir.

Sağlık Faydaları

Güçlü antioksidan etki: Aronya, antosiyanin ve polifenol içeriğiyle bilinen en yüksek antioksidan kapasiteye sahip meyvelerden biridir. Vücuttaki serbest radikallerle mücadele ederek hücreleri oksidatif strese karşı korur.

Kalp ve damar sağlığı: Düzenli tüketimin kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye, kan basıncını dengelemeye ve damar sağlığını desteklemeye yardımcı olabileceği belirtiliyor.

Bağışıklık sistemi desteği: Yüksek C vitamini içeriği, bağışıklık sistemini güçlendirmeye katkıda bulunur.

Kan şekeri dengesi: Aronyanın kan şekeri seviyelerinin dengelenmesine ve diyabet yönetimine destek olabileceği düşünülmektedir.

İltihap ile mücadele: İçerdiği bitkisel bileşikler, vücuttaki iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olabilir.

Kanserden koruma potansiyeli: Antioksidan yoğunluğu nedeniyle bazı araştırmalarda kanser hücrelerine karşı koruyucu etkiler incelenmektedir.

İdrar yolları sağlığı: Yaban mersini gibi diğer koyu renkli meyvelerde de görülen özelliklere benzer şekilde, idrar yolu enfeksiyonlarıyla mücadeleye destek olabileceği belirtiliyor.

 

Nasıl Tüketilir?

Aronyanın keskin ekşi tadı nedeniyle en yaygın tüketim şekilleri şunlardır:

  • Kurutulmuş aronya: Atıştırmalık olarak veya müsli/yoğurt üzerine eklenerek
  • Aronya suyu: Genellikle diğer meyve sularıyla karıştırılarak
  • Toz formu: Smoothie, yoğurt veya suya karıştırılara
  • Marmelat/reçel: Kahvaltılarda

Aronya, yoğun antioksidan ve vitamin içeriğiyle günlük beslenmeye kolayca eklenebilecek değerli bir meyvedir. Özellikle kalp sağlığı, bağışıklık ve genel antioksidan desteği arayanlar için beslenme rutinine dahil edilmeye değer bir seçenektir. Herhangi bir sağlık durumu için düzenli kullanmadan önce bir uzmana danışmak her zaman faydalıdır.

SİPARİŞ İÇİN LİNKE TIKLAYIN

Continue Reading

İklim Değişikliği

Türkiye Tarım Sektöründe İklim Değişikliği: Kapsamlı Etki Analizi, Risk Değerlendirmesi ve Sürdürülebilirlik Projeksiyonları

Published

on

Türkiye Cumhuriyeti’nin tarımsal üretim sistemleri, içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nın jeofiziksel kırılganlıkları ve küresel iklim krizinin hızlanan dinamikleri nedeniyle tarihsel bir dönüşüm süreci yaşamaktadır. Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) Altıncı Değerlendirme Raporu (AR6), Akdeniz Bölgesi’ni iklim değişikliğinin en şiddetli hissedileceği “sıcak noktalar” (hotspot) arasında sınıflandırmakta ve bu coğrafyada sıcaklık artışlarının küresel ortalamanın üzerinde seyredeceğini öngörmektedir.1 Bu rapor, Türkiye tarımının maruz kaldığı biyofiziksel, hidrolojik ve sosyo-ekonomik baskıları bütüncül bir yaklaşımla ele almayı, mevcut veriler ışığında geleceğe yönelik risk senaryolarını analiz etmeyi ve sektör paydaşları için kanıta dayalı bir stratejik çerçeve sunmayı amaçlamaktadır.

Tarım sektörü, Türkiye ekonomisi için sadece bir üretim alanı değil, aynı zamanda gıda güvenliği, kırsal kalkınma ve istihdam dengesi açısından stratejik bir “beka” meselesidir. Ancak mevcut meteorolojik veriler ve projeksiyonlar, “normal” kabul edilen üretim koşullarının hızla değiştiğini göstermektedir. 2024 ve 2025 yılları için yapılan kuraklık analizleri, Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen bölgelerinde yağış rejimlerinin %50’lere varan oranlarda azalacağına işaret etmekte, bu durumun bitkisel üretimde dramatik verim kayıplarına yol açacağı öngörülmektedir.3 Aynı zamanda, ısınan iklim koşulları, bitki zararlılarının popülasyon dinamiğini değiştirerek istilacı türlerin yayılımını hızlandırmakta ve bitki sağlığı güvenliğini tehdit etmektedir.4

Bu rapor, iklim değişikliğinin Türkiye tarımı üzerindeki etkilerini dört ana eksende incelemektedir: (1) Klimatolojik değişkenlerin (sıcaklık, yağış) fiziksel etkileri ve su kaynakları üzerindeki baskısı; (2) Stratejik bitkisel ürün gruplarındaki (tahıllar, endüstri bitkileri, meyvecilik) verim ve kalite değişimleri; (3) Hayvansal üretim sistemlerindeki sıcaklık stresi ve biyogüvenlik riskleri; (4) Tarımsal işgücü, sosyo-ekonomik kırılganlık ve politika uyum süreçleri. Analizler, sadece birinci dereceden doğrudan etkileri değil, aynı zamanda bu etkilerin tetiklediği pazar dengesizlikleri, göç hareketleri ve ekosistem bozulmaları gibi ikinci ve üçüncü dereceden dolaylı sonuçları da kapsamaktadır.

1. Klimatolojik Değişkenler ve Hidrolojik Döngüdeki Kırılmalar

Türkiye’nin tarımsal üretim desenini belirleyen temel parametreler olan sıcaklık ve yağış rejimi, son yıllarda belirgin bir sapma göstermektedir. Bu değişim, sadece ortalama değerlerdeki artış veya azalışla değil, ekstrem hava olaylarının sıklığı ve şiddetindeki artışla karakterize edilmektedir.

1.1. Termal Rejim Değişiklikleri ve Fenolojik Kaymalar

Küresel iklim modelleri ve yerel gözlemler, Türkiye genelinde ortalama hava sıcaklıklarının artış eğiliminde olduğunu teyit etmektedir. IPCC AR6 raporu, bu artışın bitkisel üretim üzerindeki en kritik etkisinin “fenolojik kaymalar” olduğunu vurgulamaktadır. Fenoloji, bitkilerin çimlenme, çiçeklenme, meyve bağlama ve olgunlaşma gibi yaşam döngüsü evrelerinin zamanlamasını ifade eder. Sıcaklık artışları, bu evrelerin takvimini değiştirerek bitkilerin biyolojik saati ile iklimsel takvim arasındaki uyumu bozmaktadır.

Özellikle kışlık hububat ekim alanlarında, artan sıcaklıklar vernalizasyon (soğuklanma) ihtiyacının karşılanmasını zorlaştırmaktadır. Vernalizasyon, buğday ve arpa gibi bitkilerin çiçeklenebilmesi için belirli bir süre düşük sıcaklıklara maruz kalması gerekliliğidir. Kışların daha ılıman geçmesi, bu ihtiyacın tam olarak karşılanamamasına ve bitkilerin generatif gelişime geçemeden vejetatif dönemde kalmasına veya zayıf başak oluşturmasına neden olmaktadır. Ayrıca, sıcaklık artışı bitkilerin gelişim süresini hızlandırmakta, buğdayda 24 güne, mısırda ise 9 güne varan vejetasyon süresi kısalmalarına yol açmaktadır.6 Kısalan büyüme periyodu, bitkinin fotosentez yaparak biyokütle biriktirmesi için gereken süreyi azalttığından, nihai verimde düşüşlere neden olmaktadır. Bu durum, CO2 gübrelemesi etkisinin (atmosferdeki yüksek karbondioksitin fotosentezi artırması) sağlayacağı potansiyel verim artışlarını nötralize etmekte, hatta negatif yöne çevirmektedir.

1.2. Yağış Rejimi Düzensizliği ve Hidrolojik Kuraklık

Yağışların miktarındaki azalma ve mevsimsel dağılımındaki düzensizlik, Türkiye tarımının karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biridir. 2024-2025 dönemi projeksiyonları, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarında kritik düzeyde yağış azalışlarına işaret etmektedir. SÜRKAD verilerine göre, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yağışların %53, İç Anadolu Bölgesi’nde ise %49 oranında azalması beklenmektedir.3 Bu dramatik düşüş, sadece meteorolojik bir anomali değil, aynı zamanda tarımsal kuraklığın kalıcı bir karakter kazanma riskidir.

Hidrolojik döngüdeki bu bozulma, toprak nemi açığını (soil moisture deficit) artırmakta ve bitkilerin su stresine girmesine neden olmaktadır. Özellikle ilkbahar yağışlarının yetersizliği, bitkilerin suya en çok ihtiyaç duyduğu sapa kalkma ve başaklanma dönemlerinde verim potansiyelini sınırlamaktadır. Yağış azlığı, aynı zamanda baraj ve göletlerin doluluk oranlarını düşürerek sulu tarım alanlarını da tehdit etmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın “Ulusal Su Kurulu” toplantılarında, kuraklık riski altındaki göller için acil eylem planları hazırlanması kararlaştırılmış, Eğirdir, Akşehir-Eber ve Beyşehir gibi stratejik su rezervlerinin korunması önceliklendirilmiştir.7

BölgeÖngörülen Yağış Değişimi (%)Tahmini Tahıl Verim Kaybı (%)Hidrolojik Risk Durumu
Güneydoğu Anadolu-53%-31%Kritik Su Stresi
İç Anadolu-49%-27%Yüksek Kuraklık Riski
Trakya (Edirne)–-72% (Buğday)Aşırı Kuraklık
Trakya (Kırklareli)–-65% (Buğday)Şiddetli Kuraklık

Tablo 1: 2025 Yılı İçin Bölgesel Yağış ve Verim Kaybı Projeksiyonları (Kaynak Verileri: 3)

Bu veriler, kuraklığın etkisinin homojen olmadığını, özellikle Trakya ve Güneydoğu Anadolu gibi tahıl ve endüstri bitkileri üretiminin yoğun olduğu bölgelerde “yıkıcı” boyutlara ulaşabileceğini göstermektedir. Trakya’da beklenen %72’lik buğday verim kaybı, ulusal gıda arz güvenliği açısından alarm verici bir durumdur.

2. Su Kaynakları Yönetimi ve Jeolojik Riskler

Türkiye’de su kaynaklarının yaklaşık %74’ü tarımsal sulamada kullanılmaktadır. İklim değişikliği ile birlikte artan sıcaklıklar, bitkilerin evapotranspirasyon (buharlaşma-terleme) oranlarını artırarak birim alanda ihtiyaç duyulan su miktarını yükseltmektedir. Ancak, su arzındaki azalma ile artan talep arasındaki bu makasın açılması, su kaynakları üzerinde sürdürülemez bir baskı oluşturmaktadır.

2.1. Yeraltı Suyu Tükenişi ve Obruk Krizi

Yüzeysel su kaynaklarının yetersiz kaldığı durumlarda çiftçilerin yeraltı suyuna yönelmesi, akiferlerin kendini yenileme kapasitesinin üzerinde su çekimine neden olmaktadır. Trakya bölgesinde yeraltı suyu seviyelerinde %30’a varan düşüşler tespit edilmiştir.3 Ancak bu durumun en dramatik sonucu Konya Ovası’nda yaşanmaktadır. “Türkiye’nin tahıl ambarı” olarak bilinen Konya Kapalı Havzası’nda, aşırı yeraltı suyu kullanımı ve kuraklık, jeolojik yapıyı destabilize ederek obruk oluşumlarını tetiklemiştir.

2024 ve 2025 verilerine göre, Konya Ovası’ndaki obruk sayısı 700’e yaklaşmıştır. Eskiden Karapınar ilçesi ile sınırlı olan bu oluşumlar, artık Ereğli, Karapınar, Çumra ve Cihanbeyli gibi geniş bir alana yayılmış, hatta Konya kent merkezine 30 kilometre mesafeye kadar yaklaşmıştır.8 Obruklar, sadece tarım arazilerinin fiziksel kaybına yol açmakla kalmamakta, aynı zamanda tarımsal faaliyetlerin güvenliğini de tehdit etmektedir. 15 metre derinliğinde ve 30 metre çapında ani çöküntülerin oluşması, bölgedeki tarımsal sürdürülebilirlik açısından ciddi bir kriz göstergesidir. Bu durum, su yönetimindeki hataların jeolojik felaketlere dönüşebileceğinin en somut kanıtıdır.

2.2. Sanal Su ve Ürün Deseni Uyumsuzluğu

Mevcut su krizi, Türkiye’nin tarımsal ürün deseninin su varlığı ile uyumsuzluğunu da gözler önüne sermektedir. Mısır, şeker pancarı ve pamuk gibi su tüketimi yüksek bitkilerin, su stresinin en yoğun olduğu İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yetiştirilmeye devam edilmesi, “sanal su ticareti” dengesini bozmaktadır. Sanal su, bir ürünün yetiştirilmesi için harcanan toplam su miktarını ifade eder. Türkiye, su kıtlığı çeken bölgelerden su yoğun ürünler ihraç ederek aslında kıymetli su kaynaklarını ihraç etmiş olmaktadır.

Modelleme çalışmaları, iklim değişikliği senaryoları altında pamuk üretiminin sulama suyu gereksiniminin artacağını, ancak CO2 gübrelemesi etkisiyle verimin belirli bölgelerde artabileceğini öngörmektedir. Ancak bu artış, tamamen sulama suyunun mevcudiyetine bağlıdır. Yağışa dayalı (kuru) pamuk tarımında ise ciddi verim düşüşleri beklenmektedir.9 Şanlıurfa’da 2024 yılında yaşanan aşırı sıcakların pamuk verimini olumlu etkilediği yönündeki raporlar 10, kısa vadeli bir fenolojik tepkiyi yansıtsa da, uzun vadede toprağın tuzlanması ve su kaynaklarının tükenmesi riskini maskelememelidir. Uzmanlar, aşırı sulamanın ve yanlış gübrelemenin uzun vadede toprak verimliliğini düşüreceği konusunda uyarmaktadır.10

3. Stratejik Bitkisel Ürün Gruplarında Etki Analizi

İklim değişikliği, Türkiye’nin tarımsal üretim portföyündeki ürünleri farklı mekanizmalarla etkilemektedir. Tahıllar, endüstri bitkileri ve meyveler üzerindeki etkiler, bitkilerin fizyolojik özelliklerine ve yetiştirildikleri coğrafyanın mikroklimasına göre değişiklik göstermektedir.

3.1. Hububat Sektörü: Gıda Güvencesinin Temeli Sarsılıyor

Buğday, Türkiye’nin en stratejik ürünüdür ve ulusal gıda güvenliğinin temel taşını oluşturur. Küresel projeksiyonlar, kuzey enlemlerde (örneğin Rusya, Kanada) buğday veriminin artabileceğini öngörse de 12, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz kuşağında durum tam tersidir. Özellikle kışlık buğday üretim alanlarında beklenen yağış azalışı ve sıcaklık artışı, verim ve kalite kayıplarını kaçınılmaz kılmaktadır.

Trakya bölgesinde 2024-2025 döneminde yaşanan kuraklık, buğday veriminde %58 ile %72 arasında değişen kayıplara neden olmuştur.3 Bu kayıplar, bitkinin kardeşlenme ve sapa kalkma dönemlerinde yeterli suya erişememesi ve sıcaklık stresi nedeniyle tanelerin cılız kalmasından kaynaklanmaktadır. Verim kaybının yanı sıra, kuraklık stresi altındaki buğdayda protein kalitesinin ve glüten yapısının bozulması, ekmeklik ve makarnalık buğday kalitesini düşürmektedir. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), bu riski yönetmek amacıyla “Ziyabey-98”, “Golia” ve “Pehlivan” gibi kuraklığa nispeten dayanıklı buğday çeşitlerinin kullanımını yaygınlaştırmaya çalışmaktadır.14 Ancak ıslah çalışmalarının hızı, iklim değişikliğinin hızına yetişmekte zorlanmaktadır.

3.2. Endüstri Bitkileri: Pamuk ve Mısırın Geleceği

Pamuk ve mısır, Türkiye’nin tekstil ve yem sanayisinin hammaddesi olmaları nedeniyle ekonomik değeri yüksek ürünlerdir.

  • Pamuk: Isınan iklim, pamuk bitkisi için teorik olarak daha uzun bir büyüme sezonu sunsa da, su kısıtı bu potansiyeli sınırlamaktadır. Şanlıurfa’da sıcaklıkların 40°C’yi aştığı dönemlerde, yeterli sulama ile desteklenen pamuk tarlalarında koza gelişiminin hızlandığı ve rekoltenin arttığı gözlemlenmiştir.10 Ancak bu durum, bölgedeki yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının aşırı tüketimi pahasına gerçekleşmektedir. Küresel modeller, CO2 artışının pamukta biyokütle artışını teşvik edeceğini, ancak su stresi altında bu artışın verime dönüşemeyeceğini göstermektedir.9
  • Mısır: Mısır, C4 bitkisi olmasına rağmen sıcaklık stresine karşı hassastır. Yapılan simülasyonlar, sıcaklık artışının mısırın büyüme periyodunu kısalttığını ve tane dolum süresini azalttığını ortaya koymaktadır. CGCM2 iklim modeli verilerine göre, mısır veriminde %25’e varan düşüşler öngörülmektedir.6 Mısırın yüksek su ihtiyacı, özellikle Konya Ovası gibi su fakiri bölgelerde üretiminin sürdürülebilirliğini tartışmalı hale getirmektedir.

3.3. Çok Yıllık Bitkiler: Fındık ve Zeytinde Mekansal Değişim

Çok yıllık bitkiler, yıllık bitkiler gibi her sezon yer değiştirme veya çeşit değiştirme şansına sahip olmadıkları için iklim değişikliğine karşı daha savunmasızdır.

  • Fındık: Türkiye, dünya fındık üretiminin lideridir. Ancak araştırmalar, iklim değişikliğinin fındık üretim alanlarını dikey ve yatay olarak yer değiştirmeye zorlayacağını göstermektedir. Sıcaklık artışları, fındık tarımının sahil kuşağından (0-250 m) daha serin olan yüksek rakımlara doğru kaymasına neden olacaktır.15 Yüzyılın ortasına kadar, mevcut fındık üretim alanlarının yarısında verimin %13’e kadar düşeceği ve kalitenin bozulacağı tahmin edilmektedir.16 Ayrıca, ılıman geçen kışlar, fındığın soğuklanma ihtiyacını karşılayamamasına ve düzensiz çiçeklenmeye yol açmaktadır.
  • Zeytin ve Bağ: Akdeniz ikliminin karakteristik bitkileri olan zeytin ve asma, kuraklığa dayanıklı olsalar da, aşırı sıcaklar ve yeni hastalıklar tehdit altındadır. Xylella fastidiosa gibi bakteriyel hastalıkların yayılma riski, zeytin ağaçları için varoluşsal bir tehdit oluşturmaktadır. İran’da badem ve asmalarda görülen bu hastalığın, vektör böceklerin iklim değişikliğiyle artan aktivitesi sonucu Türkiye’ye sıçrama riski yüksektir.17

4. Hayvancılık Sektörü: Isı Stresi ve Biyogüvenlik Riskleri

İklim değişikliği, hayvansal üretimi doğrudan (hayvan fizyolojisi) ve dolaylı (yem kaynakları, hastalıklar) yollarla etkilemektedir.

4.1. Süt Sığırcılığında Termal Konfor Kaybı

Süt sığırları, metabolik ısı üretimlerinin yüksek olması nedeniyle sıcaklık artışlarına karşı son derece duyarlıdır. Türkiye’de yaz aylarında sıcaklık ve nemin birlikte yükselmesi, sığırların “sıcaklık stresi” yaşamasına neden olmaktadır. Sıcaklık-Nem İndeksi’nin (THI) kritik eşikleri aşması durumunda, hayvanların yem tüketimi azalmakta, süt verimi düşmekte ve sütün yağ/protein oranları bozulmaktadır. Ayrıca sıcaklık stresi, döl verimi problemlerine (kızgınlık göstermeme, embriyo ölümleri) ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açmaktadır.18 Ulusal Süt Konseyi’nin 2024 yılı maliyet analizlerindeki artışlar 19, kısmen iklimsel zorlukların getirdiği verim kayıpları ve artan soğutma/enerji maliyetleri ile ilişkilidir.

4.2. Yem Arzı Güvenliği ve Mera Bozulması

Hayvancılığın en önemli girdisi olan yem bitkileri, kuraklıktan doğrudan etkilenmektedir. Yağışların azalması, meraların ot verimini düşürmekte ve otlatma sezonunu kısaltmaktadır. Yem bitkileri (yonca, silajlık mısır) üretimindeki düşüşler, kaba yem fiyatlarını artırarak hayvancılık işletmelerinin karlılığını tehdit etmektedir. Kaliteli suya erişimin azalması da hem hayvanların içme suyu ihtiyacını hem de süt işleme tesislerinin hijyen süreçlerini riske atmaktadır.18

5. İstilacı Türler ve Zararlı Yönetiminde Yeni Zorluklar

İklim değişikliği, ekosistem dengelerini değiştirerek zararlı böceklerin ve bitki patojenlerinin yayılımı için elverişli koşullar yaratmaktadır. Sıcaklık artışı, böceklerin metabolizmasını hızlandırmakta ve üreme döngülerini (voltinism) artırmaktadır.

5.1. Voltinism Artışı ve Zararlı Popülasyon Patlamaları

Böcekler ektotermik (vücut sıcaklığı çevreye bağlı) canlılar oldukları için, ortalama sıcaklıklardaki artış gelişim sürelerini kısaltmaktadır. Türkiye’de yapılan araştırmalar, örneğin orman zararlısı Leptoglossus occidentalis (Çam kozalak emicisi) gibi türlerin, güney bölgelerde yılda verdiği döl sayısını 1’den 5’e kadar çıkarabileceğini öngörmektedir.5 Döl sayısındaki bu artış, zararlı popülasyonlarının geometrik olarak büyümesi ve tarım ürünlerine verdiği zararın katlanarak artması anlamına gelmektedir. Bu durum, kimyasal mücadele (pestisit) kullanımını artırarak çevre kirliliği ve kalıntı riskini de beraberinde getirmektedir.

5.2. İstilacı Türlerin Tehdidi: Kahverengi Kokarca Örneği

Küresel ticaretin yanı sıra değişen iklim koşulları, istilacı türlerin yeni coğrafyalara yerleşmesini kolaylaştırmaktadır. Karadeniz bölgesinde fındık üretimini tehdit eden Halyomorpha halys (Kahverengi kokarca), bunun en güncel ve yıkıcı örneğidir. 2020 yılında bölgeye yayılan bu zararlı, dünya fındık arzının %70’ini risk altına sokmuştur. İklim değişikliği senaryoları, bu böceğin daha yüksek rakımlara çıkabileceğini, kışlaklardan daha erken çıkıp daha uzun süre aktif kalabileceğini göstermektedir.20 Benzer şekilde, Turunçgil uzun antenli böceği (Anoplophora chinensis) ve Kestane gal arısı (Dryocosmus kuriphilus) gibi türler de orman ve meyve alanlarında ciddi ekonomik kayıplara neden olmaktadır.21

6. Sosyo-Ekonomik Boyutlar: İşgücü Sağlığı ve Kırsal Kırılganlık

İklim değişikliği, tarımın sadece teknik yönünü değil, insan unsurunu da derinden etkilemektedir. Özellikle açık alanda çalışan tarım işçileri ve geçimini tarımdan sağlayan kırsal nüfus, iklim krizinin sosyal maliyetini en ağır ödeyen gruplardır.

6.1. Mevsimlik Tarım İşçileri ve Aşırı Sıcaklık Riski

Mevsimlik tarım işçileri, hasat dönemlerinde tarlalarda güvencesiz ve zorlu koşullarda çalışan en savunmasız emek grubudur. Şanlıurfa ve Çukurova gibi sıcaklıkların yaz aylarında 45°C’ye yaklaştığı bölgelerde çalışan işçiler, ciddi sağlık riskleri altındadır. Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan araştırmalar, uzun süre güneş altında çalışmanın işçilerde katarakt, sarı nokta hastalığı ve pterjium (göze et yürümesi) gibi göz hastalıklarının sıklığını artırdığını ortaya koymuştur.22 Ayrıca sıcak çarpması, dehidrasyon ve böbrek rahatsızlıkları, çalışma verimliliğini düşürmekte ve işçi sağlığını tehdit etmektedir.

6.2. Kırsal Yoksulluk ve Yaşam Koşulları

Kalkınma Atölyesi ve UNICEF tarafından hazırlanan raporlar, iklim değişikliğine bağlı aşırı hava olaylarının (sel, fırtına, aşırı sıcak) mevsimlik işçilerin yaşam koşullarını daha da kötüleştirdiğini belgelemektedir. Çoğunlukla derme çatma çadırlarda yaşayan bu aileler, sel baskınlarında barınaklarını ve eşyalarını kaybetmekte, temiz suya erişimde sorunlar yaşamaktadır.23 İklim krizinin tetiklediği verim kayıpları, işçilerin gelirlerini düşürerek yoksulluk döngüsünü derinleştirmekte, çocukların beslenme ve eğitim olanaklarını kısıtlamaktadır. Mevsimlik işçiler için iklim adaleti, sadece çevresel bir sorun değil, temel bir insan hakları sorunudur.25

7. Politika Çerçevesi, Uyum Stratejileri ve Öneriler

Türkiye, iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkilerini hafifletmek ve sektörel uyumu sağlamak için ulusal planlar ve uluslararası işbirlikleri geliştirmektedir.

7.1. Mevcut Politika Araçları ve Eylem Planları

Tarım ve Orman Bakanlığı, “Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi ve Eylem Planı (2023-2027)” ile krizi yönetmekten ziyade riskleri yönetmeye odaklanan proaktif bir yaklaşımı benimsemiştir. Bu strateji belgesi, kuraklık tahmin ve erken uyarı sistemlerinin kurulmasını, havza bazlı kuraklık yönetim planlarının hayata geçirilmesini ve su tasarruflu sulama sistemlerinin teşvik edilmesini hedeflemektedir.27 Ayrıca, “Su Verimliliği Seferberliği” kapsamında, tarımsal sulama randımanının artırılması ve su kayıplarının azaltılması önceliklendirilmiştir.7

2025 yılında düzenlenen 4. Tarım ve Orman Şurası’nda, “iklim değişikliğine dayanıklılık” (resilience), gıda güvenliği ve ihracat hedefleriyle birlikte tarım politikasının ana sütunlarından biri olarak belirlenmiştir.28 FAO ile yürütülen “Seeds of Resilience” projesi gibi uluslararası inisiyatifler, biyoçeşitliliğin korunması, akıllı tarım uygulamaları ve kırsal kalkınma odaklı projelerle yerel kapasiteyi güçlendirmeyi amaçlamaktadır.29

7.2. Politika Boşlukları ve Stratejik Öneriler

Mevcut çabalara rağmen, uygulamada bazı yapısal sorunlar ve politika boşlukları devam etmektedir. OECD’nin 2025 yılı tarım politikaları izleme raporu, Türkiye’de tarımsal desteklerin hala üretim miktarına odaklandığını, inovasyon ve çevre koruma hizmetlerine yönelik desteklerin oransal olarak düştüğünü vurgulamaktadır.30

Bu raporun bulguları ışığında, Türkiye tarımının iklim değişikliğine uyumu için aşağıdaki stratejik adımlar önerilmektedir:

  1. Su Odaklı Üretim Planlaması: Tarımsal destekleme modeli, ürün bazlı olmaktan çıkarılıp havza bazlı su bütçesine göre yeniden yapılandırılmalıdır. Su kısıtı olan Konya ve Güneydoğu Anadolu gibi bölgelerde, mısır ve pamuk gibi su yoğun ürünlerin ekimi kademeli olarak sınırlandırılmalı, yerine kanola, aspir ve mercimek gibi kuraklığa dayanıklı ürünler teşvik edilmelidir.
  2. Dinamik ve Bölgesel Uyum: İklim değişikliğinin etkileri bölgesel farklılıklar gösterdiğinden, tek tip ulusal reçeteler yerine yerel koşullara uygun, esnek adaptasyon stratejileri geliştirilmelidir. Örneğin, Karadeniz’de istilacı türlerle mücadele öncelikliyken, İç Anadolu’da obruk riski ve yeraltı suyu yönetimi önceliklendirilmelidir.
  3. Teknoloji ve İnovasyon Yatırımı: Kuraklığa ve sıcağa dayanıklı tohum ıslahı çalışmalarına (biyoteknoloji) ve hassas tarım teknolojilerine (uydu takibi, nem sensörleri) yapılan Ar-Ge yatırımları artırılmalıdır.
  4. Sosyal Koruma ve Adalet: Tarım işçilerinin iklim değişikliğinden kaynaklanan sağlık ve gelir risklerine karşı korunması için sosyal güvenlik ağları güçlendirilmeli, barınma ve çalışma koşulları iyileştirilmelidir.

Genel Değerlendirme

Türkiye tarımı, iklim değişikliğinin getirdiği çok boyutlu bir krizle karşı karşıyadır. Konya Ovası’nda açılan obruklar, Karadeniz’de fındığı tehdit eden böcekler ve Trakya’da kuruyan buğday başakları, bu krizin somut yüzleridir. Artık su, tarımsal üretimde sonsuz bir kaynak değil, üretimin sınırlarını belirleyen en kısıtlı girdidir. Sürdürülebilir bir tarım geleceği için, doğayla mücadele eden değil, değişen iklim koşullarına uyum sağlayan, bilimi ve teknolojiyi merkeze alan, sosyal adaleti gözeten bütüncül bir tarım politikası dönüşümü kaçınılmazdır. Bu dönüşüm, sadece ekonomik bir tercih değil, gelecek nesillerin gıda güvenliğini teminat altına almak için bir zorunluluktur.

Kaynak Kodları ve Referanslar: Bu raporda sunulan veri ve analizler, aşağıda listelenen araştırma materyallerinden derlenmiştir: .1

Alıntılanan çalışmalar

  1. Chapter 12: Climate Change Information for Regional Impact and for Risk Assessment, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.ipcc.ch/report/ar6/wg1/chapter/chapter-12/
  2. ACCEPTED VERSION SUBJECT TO FINAL EDITS – IPCC, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.ipcc.ch/report/ar6/wg2/downloads/report/IPCC_AR6_WGII_CrossChapterPaper4.pdf
  3. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE TÜRKİYE’DE SON AYLARDA YAŞANAN KURAKLIĞIN GIDAYA ERİŞİM ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ – sürkad, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://surkad.org.tr/bulten/iklim-degisikligi-ve-turkiyede-son-aylarda-yasanan-kurakligin-gidaya-erisim-uzerindeki-etkileri/
  4. Impact of climate change on harmful pest population | International Congresses of Turkish Science and Technology Publishing – turjaf, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.turjaf.com/index.php/TURSTEP/article/view/549
  5. Estimating the potential threat of increasing temperature to the forests of Turkey: a focus on two invasive alien insect pests – iForest, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://iforest.sisef.org/contents/?id=ifor3960-015
  6. Impact of Climate Change on Irrigation Demand and Crop Growth in a Mediterranean Environment of Turkey – MDPI, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.mdpi.com/1424-8220/7/10/2297
  7. Ulusal Su Kurulunda Kuraklık Eylem Planları Belirlendi – Plant Dergisi, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.plantdergisi.com/haber-ulusal-su-kurulunda-kuraklik-eylem-planlari-belirlendi-4764.html
  8. Konya’da obruk sayısı 700’e dayandı – Yandex, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://yandex.com.tr/gundem/science/konya-kent-merkezine-30-kilometre-mesafede-obruk-olustu-6193760
  9. Global cotton production under climate change – Implications for yield and water consumption – HESS, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://hess.copernicus.org/articles/25/2027/2021/
  10. Şanlıurfa’da kavurucu sıcaklar pamuğa yaradı – İllerden – Tarım Orman Ekranı, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.tarimtv.gov.tr/tr/video-detay/sanliurfa-da-kavurucu-sicaklar-pamuga-yaradi-20812
  11. Şanlıurfa’nın ilçesinde rekor pamuk üretimi – Ajans Urfa, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.ajansurfa.com/haber/21842148/sanliurfanin-ilcesinde-rekor-pamuk-uretimi
  12. How will climate change affect crop yields in the future? – Our World in Data, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://ourworldindata.org/will-climate-change-affect-crop-yields-future
  13. USDA Agricultural Projections to 2034, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://ers.usda.gov/sites/default/files/_laserfiche/outlooks/110966/OCE-2025-1.pdf
  14. TİGEM Buğday Tohumu Çeşitleri | Yem Bitkileri, Çim Tohumu, Tarla Bitkileri – Torunoğlu Tohum, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.torunoglutohum.com/bilgi-bankasi/bugday-tohumu-1/tigem-pamuk-tohumu-cesitleri
  15. (PDF) The effects of climate change on spatiotemporal changes of hazelnut (Corylus Avellana) cultivation areas in the Black Sea Region, Turkey – ResearchGate, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.researchgate.net/publication/270407818_The_effects_of_climate_change_on_spatiotemporal_changes_of_hazelnut_Corylus_Avellana_cultivation_areas_in_the_Black_Sea_Region_Turkey
  16. Mid-Term Impact of Climate Change on Hazelnut Yield – MDPI, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.mdpi.com/2077-0472/10/5/159
  17. Climate Change and Pathways Used by Pests as Challenges to Plant Health in Agriculture and Forestry – MDPI, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.mdpi.com/2071-1050/14/19/12421
  18. iklim değişikliğinin süt verimi üzerine etkileri – Bursa Uludağ Üniversitesi, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://uludag.edu.tr/dosyalar/kmyokongre/dok%C3%BCman/Poster/p24_kadriye_sahin_iklim_degisikliginin_sut_verimi_uzerine_etkileri_kadriye_sahin_3.pdf
  19. Ulusal Süt Konseyi, çiğ sütün üretim maliyetini açıkladı – Ekonomim, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.ekonomim.com/ekonomi/ulusal-sut-konseyi-cig-sutun-uretim-maliyetini-acikladi-haberi-864666
  20. COP26: climate change and its impact on invasive species, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://blog.invasive-species.org/2021/11/02/cop26-invasive-species-and-climate-change/
  21. Climate Change and Invasive Insects in Forest Ecosystems – Recent Examples from Türkiye, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://prensipjournals.com/ojs/index.php/silva/article/view/4
  22. Urfa’da sıcaklık uyarısı: Tarım işçileri göz hastalıkları riskiyle karşı karşıya – Birgün Gazetesi, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.birgun.net/haber/urfa-da-sicaklik-uyarisi-tarim-iscileri-goz-hastaliklari-riskiyle-karsi-karsiya-636972
  23. SIRA SAYISI: 716 – Sektörler Arası Çocuk Kurulu, erişim tarihi Ocak 18, 2026, http://www.sck.gov.tr/wp-content/uploads/2020/02/Mevsimlik-Tarim-Iscileri.pdf
  24. Kalkınma Atölyesi Kooperatifi bizim arayışımızdı, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.ka.org.tr/dosyalar/file/Yayinlar/KA-Kurumsal/KA2030.pdf
  25. TARIMSAL KURAKLIKLA MÜCADELE STRATEJİ VE EYLEM PLANI (2023-2027) – İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://istanbul.tarimorman.gov.tr/Belgeler/%C4%B0stanbul%20Tar%C4%B1msal%20Kurakl%C4%B1k%20Eylem%20Plan%C4%B1%20(2023-2027)-%C3%A7%C4%B1kt%C4%B1.pdf
  26. ACİL MÜDAHALE KILAVUZU – Unicef, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.unicef.org/turkiye/media/17321/file/Mevsimlik%20Gezici%20Tar%C4%B1m%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7ileri%20ve%20%C3%87ocuklar%20i%C3%A7in%20Acil%20M%C3%BCdahale%20K%C4%B1lavuzu.pdf
  27. TÜRKİYE TARIMSAL KURAKLIKLA MÜCADELE STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI (2023-2027) – Tarım ve Orman Bakanlığı, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.tarimorman.gov.tr/TRGM/Belgeler/0TARIMSAL%20%C3%87EVRE%20VE%20DO%C4%9EAL%20KAYNAKLARI%20KORUMA%20DA%C4%B0RE%20BA%C5%9EKANLI%C4%9EI/Yay%C4%B1nlar%C4%B1m%C4%B1z/Tar%C4%B1msal%20Kurakl%C4%B1kla%20Mu%CC%88cadele.pdf
  28. Turkey: Turkiye Sets its Agricultural Priorities for the Next 5-Years, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.fas.usda.gov/data/turkey-turkiye-sets-its-agricultural-priorities-next-5-years
  29. Publications | FAO in Turkiye – Food and Agriculture Organization of the United Nations, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.fao.org/turkiye/resources/en
  30. Türkiye: Agricultural Policy Monitoring and Evaluation 2025 | OECD, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.oecd.org/en/publications/2025/10/agricultural-policy-monitoring-and-evaluation-2025_354e7040/full-report/turkiye_02b78c83.html
  31. Projects | FAO in Turkiye | Food and Agriculture Organization of the United Nations, erişim tarihi Ocak 18, 2026, https://www.fao.org/turkiye/projects/climate-smart-agriculture
Continue Reading

İncelemeler

Uluslararası Sıfır Atık Şehir Ağı: Türkiye’nin Katılımı ve Başarıları

Published

on

Türkiye, 2017 yılından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın liderliğinde başlattığı Sıfır Atık Hareketi aracılığıyla küresel çevre yönetiminde öncü bir rol üstlenmiştir. Başlangıçta bir ulusal proje olarak başlayan bu inisiyatif, bugün 193 Birleşmiş Milletler üye ülkesinde karşılık bulan ve 44 ülkenin ulusal stratejilerine entegre edilen bir küresel hareket haline dönüşmüştür. Türkiye’nin atık geri kazanım oranı 2017’deki %13’ten 2024’te %36,08’e yükselirken, ekonomiye 256 milyar liralık katkı sağladığı belgelenmiştir. Türk şehirleri, özellikle İzmir ve İstanbul, uluslararası sıfır atık şehir ağlarına aktif katılımcı konumundadır ve önemli pilot projeler yürütmektedir.

Uluslararası Sıfır Atık Hareketinin Yapısı ve Gelişimi

Sıfır Atık Hareketi, Türkiye’nin çevre diplomasisinde attığı en etkili adımlardan biri olmuştur. 27 Eylül 2017’de resmen başlatılan bu proje, temelde atık üretimini azaltma, kaynakları etkin kullanma ve döngüsel ekonomiye geçişi hedeflemiştir. İlk üç yılında sınırlı bir coğrafyada uygulanmasına rağmen, uluslararası platformlarda Türkiye tarafından aktif olarak tanıtılması sayesinde küresel bir çevre hareketine dönüşmüştür.[1]

2023 yılında Sıfır Atık Vakfı’nın kurulması, bu hareketin kurumsal yapısının güçlendirilmesini sağlamıştır. Vakıf, bünyesinde Sıfır Atık Enstitüsü’nü kurmuş, iyi uygulamalar ve politika paylaşımı için bir uluslararası merkez haline gelmiştir. Emine Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Danışma Kurulu Başkanlığı sayesinde, hareket uluslararası kurumsal yapıya da entegre edilmiştir.[2]

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak ilan edilmesi, Türkiye’nin bu alandaki öncülüğünün resmi kabulüdür. Bu gün, şu anda 193 BM ülkesinde kutlanmakta ve çevre bilinçlendirmesine önemli bir katkı sağlamaktadır.[1]

Türkiye’nin Nicel Başarıları: Atık Yönetiminde Dönüşüm

Türkiye’nin Sıfır Atık Hareketi’nin başarısı, somut ve ölçülebilir metrikler tarafından belgelenmiştir. 2017 yılında %13 olan belediye atığı geri kazanım oranı, 2024 yılında %36,08’e yükselerek önemli bir ilerleme kaydedilmiştir. Bu oran, 2035 yılına kadar %60’a çıkarılması hedeflenmiştir.[3][4]

Proje kapsamında toplam 74,5 milyon ton atık ekonomiye kazandırılmıştır. Yalnızca geri dönüşüm sayesinde 227,3 milyar kilowatt saatlik enerji tasarrufu sağlanmıştır; bu, yaklaşık 40 milyon hanenin bir yıllık elektrik ihtiyacına eşdeğerdir. Su tasarrufu ise 1,71 trilyon litre ulaşmıştır.[5][6]

Arazi kullanımı perspektifinden, 284 milyon metreküplük atık depolama alanı tasarrufu gerçekleştirilmiş; bu, yaklaşık 40 bin futbol sahası büyüklüğündedir. Ağaç kaynağı korunması açısından ise 552,7 milyon ağacın kesilmesi önlenmiştir; bu rakam, Amazon Ormanları’nda yaklaşık 10 bin kilometre kareye eş değerdir.[6][7]

Ekonomik boyutta, bu faaliyelerin toplam parasal değeri 256 milyar lira olarak hesaplanmıştır. Proje, kullanılan 205 bin binada Sıfır Atık Yönetim Sistemi’ne başarıyla geçilmesini sağlamıştır.[4][3][5]

Türk Şehirlerinin Uluslararası Sıfır Atık Ağlarındaki Konumu

İzmir: Plastik Akıllı Şehirler Ağının Lider Üyesi

İzmir, 2019 yılından itibaren Dünya Yaban Hayatı Fonu (WWF) tarafından yönetilen Plastik Akıllı Şehirler (Plastic Smart Cities) Ağı’nın resmi üyesidir. Akdeniz bölgesinde İzmir, bu ağı temsil eden temel şehirlerden biri olarak öne çıkmaktadır; ağa Amsterdam ve Nice gibi Avrupa şehirleri yanında Dubrovnik, Tangier, Tinja, Trogir ve Venedik de dahildir.[8][2]

İzmir’in katılım nedeni, karşılaştığı ciddi plastik kirliliği problemidir. Son araştırmalar, İzmir kıyılarının günde kilometre başına 7,2 kg plastik atık almakta olduğunu ortaya koymuştur; bu, Akdeniz ortalaması olan 5 kg/km/günü önemli ölçüde aşmaktadır. Çeşme Belediyesi, bu ağı içinde bir pilot bölge olarak desne edilmiş, %30 plastik kirliliği azaltılması hedefi belirlenmiştir.[9][8]

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Sıfır Atık çerçevesinde 12 belediye binasında sertifika almıştır ve kalan yapılar için çalışmalar devam etmektedir. Ayrıca belediye, atık yönetiminde inovatif çözümler geliştirmektedir; Harmandalı Tesisinde 2023 yılında 163.005 MWh enerji üretilerek 450.000 ton CO2 emisyonunun atmosfere salınması önlenmiştir.[10]

İstanbul: AB’nin 100 Iklim Nötr Şehir Misyonunun Üyesi

İstanbul, 2023 yılında Avrupa Birliği’nin “100 İklim Nötr ve Akıllı Şehir Misyonu” (EU Mission: 100 Climate-Neutral and Smart Cities by 2030) programına seçilen 112 şehirden biri olmuştur. Bu misyon, 377 başvuru arasından seçilen şehirlerin 2030 yılına kadar iklim nötrü olmalarını hedeflemektedir.[11][12]

İstanbul’un iklim nötrleşme hedefi, 2021 yılında hazırlanan İklim Değişikliği Eylem Planı’na dayanmaktadır; planda 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarında %52,2 oranında azaltım öngörülmüştür. Belediye, bu hedefi gerçekleştirmek için enerji verimliliği, ulaşım dönüşümü ve yeşil binalar gibi sektörlerde politikalar geliştirmektedir.[13]

İstanbul, ICLEI (Sürdürülebilir Yerel Yönetimler Konseyi) Europe’un 200. üyesi olmuş, böylece küresel sürdürülebilir şehirler ağında resmen yer almıştır.[14]

Türk Şehirlerindeki Sıfır Atık Sertifikası Uygulamaları

Türkiye’de Sıfır Atık Yönetim Sistemi kapsamında, belediyelerin, eğitim kuruluşlarının, hastanelerin, havalimanlarının ve işletmelerin belge alması zorunlu kılınmıştır. Sertifikalar dört seviyede düzenlenmiştir: Temel, Gümüş, Altın ve Platin.[15]

İstanbul Havalimanı, Türkiye’de sıfır atık sertifikası alan ilk havalimanı olma unvanını taşımaktadır. Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul’da sıfır atık sertifikası alan ilk devlet üniversitesi olmuştur.[16][17]

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde iyi uygulama örnekleri bulunmaktadır. 2025 yılında, Çevre Bakanlığı tarafından 7 bölgede 19 ilçe belediyesi “Sıfır Atık Pilot İlçe” olarak seçilmiştir. Bu pilot ilçeler arasında Gaziantep Şahinbey, Söke (Aydın), Meram (Konya) ve Bafra (Samsun) yer almaktadır. Her pilot ilçede, kaynağında ayrı toplama sistemleri, atık getirme merkezleri, bilinçlendirme kampanyaları ve teşvik mekanizmaları uygulanmakta, geri kazanım oranlarının arttırılması hedeflenmiştir.[18]

Sıfır Atık Mavi Hareketi: Deniz Koruma Boyutu

Sıfır Atık Hareketi’nin bir önemli uzantısı, 10 Haziran 2019’da başlatılan Sıfır Atık Mavi Hareketi’dir. Bu bileşen, denizlerimizin kirliliğine karşı mücadele etmektedir ve 28 kıyı ilinde uygulanmaktadır.[6]

Sıfır Atık Mavi kapsamında, 2020-2024 yılları arasında 585 bin ton deniz çöpü toplanmış ve bertaraf edilmiştir. 2025-2029 döneminde ise daha kapsamlı bir “2,5 Yıllık Deniz Çöpleri İl Eylem Planları” yürürlüğe alınmıştır. Bu çalışmalar, Türkiye’nin mavi vatanını koruma konusundaki kararlılığını göstermektedir.[6]

Depozito Yönetim Sistemi: Yeni Bir Ekonomik Mekanizma

Depozito Yönetim Sistemi, Sıfır Atık Hareketi’nin önemli bir araçı olarak tasarlanmıştır. Sistem, 2019 yılında Ankara Kızılcahamam’da pilot bölge olarak başlatılmış, Şubat 2025’te Sakarya ilinde uygulanmaya başlatılmıştır. Sonrasında proje Samsun, Erzurum, Konya, Gaziantep, Mersin ve İzmir’e genişletilmiştir.[6]

Sistemin kapsamında, otomatik iade makineleri (DOA) özellikle Ankara’da Çevre Bakanlığı ana hizmet binası, Türkiye Çevre Ajansı binası ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kullanılmaktadır. Türkiye genelinde sistemin uygulamaya alınması halinde, yılda 25 milyar atık şişe toplanacağı öngörülmektedir. Bunun ekonomik değeri yıllık 520 milyon avro olarak hesaplanmıştır.[6]

2025-2035 Ulusal Atık Yönetimi Stratejisi ve Planı

Türkiye, 2025-2035 on yıllık dönemini kapsayan bir ulusal atık yönetimi stratejisi ve planı hazırlamıştır. Bu plan, atık yönetiminde yapısal dönüşümü amaçlamaktadır ve şu hedefleri içermektedir:[19]

  • 2028 yılında düzensiz döküm sahalarına atık kabulü tamamen sona erecektir.[19]
  • 2031 yılından itibaren ambalaj atıklarının %70’i kaynağında ayrı toplanacaktır.[19]
  • 2035 yılına kadar belediye atıklarının en az %60’ı geri kazanılacaktır.[19]
  • Finansman: Atık yönetimi ve denetim altyapısına yıllık 110-180 milyar lira kaynak ayrılacaktır.[19]

Bu stratejik plan, 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine katkı sağlamak üzere tasarlanmıştır ve Yeşil Taksonomi ile döngüsel ekonomi uygulamalarını vurgulamaktadır.[19]

Uluslararası Ödüller ve Tanınmış Liderlik

Sıfır Atık Projesi’nin uluslararası arenada aldığı ödüller, Türkiye’nin çevre alanında tanınmasını güçlendirmiştir:

  • 2018: Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) “Sıfır Atık, Sıfır Açlık Ödülü”[6]
  • 2021: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Eylem Ödülü”[6]
  • 2021: Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat) “Waste Wise Cities Global Champion Ödülü”[6]

Bu ödüller, Türkiye’nin sadece ulusal düzeyde değil, küresel ölçekte de çevre yönetiminde bir model olarak kabul edildiğini göstermektedir.

2025 Uluslararası Sıfır Atık Forumu: Küresel Liderliğin Pekiştirilmesi

17-19 Ekim 2025 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Sıfır Atık Forumu, “İnsan, Mekan, Dönüşüm” teması altında gerçekleşmiştir. Foruma 104 ülkeden katılımcılar, 118 uluslararası ortaklaşma kuruluşu, belediye başkanları, büyükelçiler ve BM, UNEP, UN-Habitat gibi uluslararası kuruluşların üst düzey temsilcileri katılmıştır.[2][1]

Forum sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin atık geri kazanım oranını %13’ten %36’ya çıkardığını, 74,5 milyon ton atık geri kazandığını ve ekonomiye 256 milyar lira katkı sağladığını vurgulamıştır. Forumun sonunda, uluslararası çevre politikalarının geleceğine yön veren “İstanbul Deklarasyonu” yayımlanmıştır.[1][2]

Türkiye’nin COP31 Hazırlığı: Sıfır Atık Diplomasının Yeni Boyutu

Türkiye, 2026 yılında COP31 (31. BM İklim Değişikliği Konferansı) ev sahibi olacak ve konferans Antalya’da (Lider Zirvesi İstanbul’da) gerçekleşecektir. Sıfır Atık Vakfı, bu küresel etkinliği çevresel açıdan sürdürülebilir bir hale getirmek için bir “Sürdürülebilir COP31 Framework” hazırlamıştır.[20]

Framework, etkinliğin karbon ayak izini azaltma, kaynakları optimize etme, sıfır atık yönetimi protokolleri belirleme ve tüm paydaşlar için çevresel performans standartları oluşturma amaçlarını içermektedir. Bu girişim, Türkiye’nin iklim diplomasisinde sıfır atık politikasını merkezileştirdiğini göstermektedir.[20]

Türk Şehirlerinin Başarı Modeli: Çok Boyutlu Yaklaşım

Türk şehirlerinin başarısı, tek bir çerçevede değil, çoklu yaklaşımlarda ortaya çıkmaktadır:

  1. Kurumsal Yapı: Sıfır Atık Vakfı, Enstitü ve Danışma Kurulu gibi resmi kurumlar oluşturulmuş.
  2. Pilot Projeler: Belirli ilçe ve bölgelerde yoğunlaştırılmış uygulamalar yapılmıştır.
  3. Uluslararası Entegrasyon: İzmir (Plastik Akıllı Şehirler), İstanbul (AB İklim Nötr Şehirler) gibi ağlara katılım.
  4. Teknolojik İnnovasyonlar: Depozito sistemi, otomatik iade makineleri, atık-enerji dönüşümü.
  5. Yasal Çerçeve: Sıfır Atık Yönetmeliği, Sıfır Atık Belgesi sistemi ve ulusal stratejiler.
  6. Finansal Destek: Yıllık 110-180 milyar liralık kaynak ayrılması.

Türkiye, Uluslararası Sıfır Atık Şehir Ağı’nda yalnızca bir katılımcı değil, hareketin başlatıcısı ve küresel lideridir. Emine Erdoğan’ın himayesinde başlayan bu proje, bugün 193 ülkede tanınmakta ve 44 ülkenin ulusal politikaları içerisinde yer almaktadır. Türk şehirleri, özellikle İzmir ve İstanbul, bu ağlarda aktif konumlar alarak uygulamalı örnekler sunmaktadırlar.

İstanbul 2025 Uluslararası Sıfır Atık Forumu, Türkiye’nin bu alandaki liderliğini pekiştirmiş, COP31 ev sahipliği ise sıfır atık diplomasını iklim politikasının merkezine almıştır. Türkiye’nin 2035 yılında geri kazanım oranını %60’a çıkarma hedefi ve 2053 Net Sıfır Emisyon vizyon, çevre yönetiminde uzun vadeli bir stratejik taahhütü göstermektedir.

Türk şehirlerinin başarıları, yalnızca istatistiksel kazanımlar değil, günlük yaşamda çevresel bilinçlenme ve davranış değişikliğini temsil etmektedir. Bu çerçevede Türkiye, dünya çevre diplomasisinde önemli bir model konumundadır.

Referanslar

  • -Uluslararası Sıfır Atık Forumu 2025[1]
  •  Sıfır Atık Vakfı ve Küresel Yapı[2]
  •  Geri Kazanım Oranı Verileri[3]
  • Ekonomik Başarı ve Geri Kazanım[4]
  • Sıfır Atık Projesi Başarıları[5]
  • Uluslararası Ödüller ve Deniz Mavi Hareketi[6]
  • Depolama Alanı Tasarrufu[7]
  • İzmir Plastik Akıllı Şehirler Ağı[8]
  • Çeşme Plastik Hedefleri[9]
  • İzmir Belediyesi Başarıları[10]
  • İstanbul EU Mission Seçilimi[11]
  • EU Mission Detayları[12]
  • İstanbul İklim Hedefleri[13]
  • İstanbul ICLEI Üyeliği[14]
  • Sıfır Atık Sertifikası Sistemi[15]
  • İstanbul Havalimanı Sertifikası[16]
  • Yıldız Teknik Üniversitesi Sertifikası[17]
  • Pilot İlçeler Programı[18], – Ulusal Atık Yönetimi Stratejisi[19]
  • COP31 Sürdürülebilir Framework[20]
  1. https://www.csb.gov.tr/istanbul-da-uluslararasi-sifir-atik-forumu-duzenlenecek-bakanlik-faaliyetleri-42858
  2. https://bluemissionmed.eu/city-network-for-the-implementation-of-zero-waste-action-plans-plastics-smart-cities/
  3. https://www.rotapsaat.com/tr/iwc
  4. https://sifiratik.gov.tr/kutuphane/haberler/uluslararasi-sifir-atik-forumu-istanbul-da-basladi
  5. https://www.aa.com.tr/en/environment/zero-waste-foundation-prepares-framework-document-for-cop31-ahead-of-turkiyes-hosting/3772213
  6. https://www.dunya.com/sirketler/iwc-schaffhausen-istanbulda-yeni-butigini-acti-haberi-696359
  7. https://sifiratik.gov.tr
  8. http://www.zerowaste.gov.tr
  9. https://www.iwc.com/us-en/boutiques/europe/turkey/istanbul/iwc-schaffhausen-boutique-istinye-park
  10. https://sifiratikvakfi.org/sifir-atik-vakfi-cop30da-turkiyenin-sifir-atik-vizyonunu-dunyaya-tanitti
  11. http://zerowaste.gov.tr
  12. https://www.iwc.com/us-en/boutiques/europe/turkey/istanbul
  13. https://www.marmara.gov.tr/uploads/insa-bilgi-notu-1ba6b0ee9e50d86c48a437892281c38f0816b65707d0e84aa88048dde379a91c.pdf
  14. https://zerowaste-project.idu.edu.tr/partners/
  15. https://www.instagram.com/p/DCliqPsu_C0/
  16. https://sifiratik.gov.tr/kutuphane/haberler/sifir-atik-projesi-7-yilinda-7-bolgede-ornek-uygulamalara-basliyor
  17. https://www.undp.org/tr/turkiye/press-releases/sifir-atik-projesi-undp-turkiyenin-ilk-kuresel-amaclar-eylem-odulune-layik-goruldu-0
  18. https://circularcitiesdeclaration.eu/cities/i̇zmir
  19. https://sifiratikvakfi.org/dunyanin-ortak-dili-haline-gelen-sifir-atik-hareketi-8-yasinda
  20. https://ufmsecretariat.org/project/izmir-urban-integrated-waste-management-project/
  21. https://www.instagram.com/p/DR4eGLAjMuQ/
  22. https://www.instagram.com/reel/DLH-cYXqXM2/
  23. https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-avrupanin-tarihi-termal-sehirlerini-agirlayacak-60421
  24. https://www.instagram.com/p/DN5geidiJ-g/
  25. https://sifiratikvakfi.org/en
  26. https://media.setav.org/tr/dosya/2021/01/rapor-akilli-sehirler-degisen-sehir-yonetimi-ve-turkiye.pdf
  27. https://www.instagram.com/reel/DQAIlTGCGsC/?hl=en
  28. https://www.facebook.com/groups/1584904988430053/posts/3286302061623662/
  29. https://zwia.org/zero-waste-communities/
  30. https://idsb.org/uye-listesi
  31. https://www.breakfreefromplastic.org/2018/03/03/bandung-city-host-international-zero-waste-cities-conference/
  32. https://www.worldcard.com.tr/Worldcard/media/Worldcard/Shell-uiy-listesi.pdf
  33. https://www.plasticpollutioncoalition.org/event/international-zero-waste-cities-conference
  34. https://www.unesco.org.tr/Home/Page/88?slug=UNESCO-
  35. https://iclei.org/news/zero-waste-cities-nominate-your-city-town-or-municipality/
  36. https://www.reddit.com/r/Turkey/comments/1ix0b9p/ibb_girişimiyle_kurulan_b40_balkan_şehirleri_ağı/
  37. https://unhabitat.org/news/02-jun-2021/turkeys-first-lady-honoured-as-a-champion-of-un-habitats-waste-wise-cities
  38. https://zerowasteeurope.eu/2024/07/learning-from-the-global-zero-waste-movement-at-the-2024-international-zero-waste-cities-conference/
  39. http://www.kardessehirler.org.tr/ulke-bazli-uye-listesi-ve-sehir-profilleri
  40. https://www.dailysabah.com/turkiye/turkiye-hosts-1st-zero-waste-forum-to-promote-global-cooperation/news
  41. https://www.tbb.gov.tr/en/node/1505
  42. https://sifiratik.gov.tr/kutuphane/sifir-atik-iyi-uygulama-ornekleri
  43. https://sifiratikvakfi.org/vakif-baskanimiz
  44. https://procure-pcp.eu/news/istanbul-selected-for-eus-100-climate-neutral-programme/
  45. https://www.artuklu.edu.tr/dosyalar/sifir_atik/Sıfır Atık Belgesi Başvuru Kılavuzu.pdf
  46. https://sifiratik.gov.tr/kutuphane/haberler/emine-erdogan-bm-sifir-atik-danisma-kurulu-nun-ilk-resmi-toplantisina-baskanlik-etti
  47. https://research-and-innovation.ec.europa.eu/funding/funding-opportunities/funding-programmes-and-open-calls/horizon-europe/eu-missions-horizon-europe/climate-neutral-and-smart-cities_en
  48. https://cygm.csb.gov.tr/sifir-atik-uygulamalari-i-111054
  49. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/bm-sifir-atik-yuksek-duzeyli-sahsiyetler-danisma-kurulu-yarin-emine-erdogan-baskanliginda-toplanacak/3240252
  50. https://neutralpath.eu/wp-content/uploads/2024/06/Istanbul_VF-1.pdf
  51. https://www.youtube.com/watch?v=Ezd8z46ftr0
  52. https://sifiratik.gov.tr/kutuphane/haberler/cenevre-de-30-mart-uluslararasi-sifir-atik-gunu-paneli-duzenlendi
  53. https://www.climate-kic.org/programmes/europe-2030-missions/netzerocities/
  54. https://marecevre.com.tr/sifir-atik-belgesi-nasil-alinir-nedir/
  55. https://plasticsmartcities.org/izmir/
  56. https://bigpara.hurriyet.com.tr/haberler/ekonomi-haberleri/kuresel-cevre-hareketi-sifir-atik-projesi-8-yasinda_ID1618491/
  57. https://cygm.csb.gov.tr/sifir-atik-ile-geri-kazanim-orani-36-08-e-ulasti.-haber-291288
  58. https://www.dailysabah.com/life/environment/izmirs-cesme-gets-plastic-waste-free-plan-to-combat-pollution
  59. https://eurocities.eu/latest/the-100-climate-neutral-and-smart-cities-by-2030/
  60. https://www.youtube.com/watch?v=4pLz3fzQ5PQ
  61. https://plasticsmartcities.org/mediterranean/
  62. https://www.aa.com.tr/tr/2025-boyle-gecti/turkiyede-cevre-alaninda-2025-boyle-gecti/3782346
  63. https://www.aa.com.tr/en/turkey/blue-panda-sets-sail-around-turkey-to-stem-plastic-tide/1605414
  64. https://iclei-europe.org/member-in-the-spotlight/istanbul
  65. https://sifiratik.gov.tr/kutuphane/haberler/bakan-kurum-sifir-atik-prensibiyle-2025-2035-ulusal-atik-yonetimi-stratejisi-ve-plani-ni-hazirladik
  66. https://knowledge-hub.circle-economy.com/ecesp/article/14761
  67. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/kuresel-cevre-hareketi-sifir-atik-8-yasinda/3700630
  68. https://www.casem.com.tr/sifir-atik-belgesi/
  69. https://www.cevko.org.tr/en/posts/zero-waste-website-is-on-air
  70. https://www.undp.org/tr/turkiye/press-releases/sifir-atik-projesi-undp-turkiyenin-ilk-kuresel-amaclar-eylem-odulune-layik-goruldu
  71. https://tim.org.tr/download/61d2916d0f774bc496d46f03318039d9/1.1.İşletmeler İçin Sıfır Atık Uygulamaları .pdf
  72. https://webdosya.csb.gov.tr/db/cygm/icerikler/mavi-eng_baski-20220914140453.pdf
  73. https://sifiratik.gov.tr/kutuphane/oduller
  74. https://ulasav.csb.gov.tr/dataset/52-temel-seviye-sifir-atik-belgesi-almis-kurumlar
  75. https://sifiratik.gov.tr/sifir-atik/s-s-s/sifir-atik-yonetim-sistemi-kapsaminda-biriktirilen-atiklar-nereye-verilecektir
  76. https://kampus.yildiz.edu.tr/en/ytu-became-a-holder-of-the-zero-waste-certificate/
  77. https://www.instagram.com/p/DPI3OhWiKJ4/?hl=en
Continue Reading

Güncel